‘ antibiyotik’ Etiketli Yazılar

Anneler ve çocukları için yeni yılda Moova

Kasım 11th, 2011 | Sağlık | 1 Comment


Türkiyenin en kaliteli sütü, 2011 Ekim ayının başında Moova markasıyla tüketicilerin karşısına çıktı. Arkasına on yılı aşkın, planlı ve uzmanlık gerektiren bir çalışmayı alan, Efeler Çiftliğinin kuruluşuyla birlikte adım adım, büyük bir titizlik ve tutkuyla gerçekleştirilen yatırımın bir ürünü olan Moova, süt ve peynir ürünleriyle raflardaki yerini aldı.

Uzmanlara göre, besin değeri yüksek, proteini en üst düzeyde, bakteri oranı en düşük oranda bulunan süt, anneler ve çocukları için büyük önem taşıyor. Moovanın sütü, doğal, saf ve lezzetli. Avrupa standartlarında bakteri oranı en az,  proteini en yüksek süt olma özelliğine sahip.

Türkiyenin ilk tam yağlı sütü olma özelliği taşıyan Moova, tüketicilere yeni bir dünya, yeni bir yaşam tarzı sunarak yaşam kalitelerini geliştirmeyi hedefliyor.

Devamını oku

Dolgun ve doğal dudaklar: Permalip

Kasım 2nd, 2011 | Kadın | 1 Comment


Yeditepe Üniversitesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihat Nazmi Baran, estetiğin artık dudakta da çok sık kullanıldığını, ancak uygulama sonrası dudakların doğal ve pürüzsüz olması gerektiğini söyledi.

Dudakta şekil bozukluğuna yol açabilen kalıcı slikonlarının yerini haylüronik bazlı geçici dolgulara bıraktığını, ancak bu dolguların da zamanla vücut tarafından emildiği için 6-8 ayda bir tekrar edilmesi gerektiğini belirten Baran, haylüronik içerikli dolguların asimetrik şekilde erime riski bulunduğunu ifade etti.

Baran, son 10 yıldır kişinin kendi vücudundan alınan yağ dokusunun da dolgunlaştırmada kullanıldığını, ama yağın zamanla vücut tarafından emildiğinden dolayı haylüronik asit dolgusu kadar kısa bir ömre sahip olduğunu ve yine asimetri riski taşıdığını söyledi.

Dudak dolgusunda son yöntemin Permalip diye isimlendirilen teknoloji olduğunu dile getiren Baran, yöntemin diğer iki tekniğin tercih edilen yönlerine sahip olduğunu, ancak söz konusu dezavantajları taşımadığını vurguladı.

Permalipin, vücutla tüm uyum testlerinden geçmiş, ödem ve şekil bozukluğuna yol açmayan, ABDnin saygın kalite uyum mercii FDA onayına sahip, silikon dudak implantı olduğunu belirten Baran, Yeni yöntemin en üstün özelliği, gerektiğinde daha küçük ya da büyük boy implantla zahmetsizce değiştirilebilir, sıkıldığında dudaklarınızdan çıkarılabilir oluşudur. Zaman içinde deforme olmuyor, erimiyor ve uzun seneler ilk günkü formunda kalabiliyor diye konuştu.

Estetik cerrahide uygulanan dolgular için en ağrılı uygulamanın dudakdolgusu olduğunu anlatan Baran, Permaliple hem sürekli ağrılı bir dolgunlaştırma süreci yaşanmadığını hem de dolgu için sürekli para harcanması gerekmediğini söyledi.

Doku içinde yayılma ya da patlama gibi bir ihtimal bulunmuyorProf. Dr. Baran, uygulamanın lokal anesteziyle yaklaşık 15-20 dakikada ağrısız bir şekilde uygulanabildiğini, implantların değişik boy ve kalınlıklarda, doğal dudak kıvrımlarıyla  uyumlu olduğunu belirtti.

Yumuşak ve tek parça silikondan üretilmiş bir dudak implantı olan Permalipin, ağrılı, pahalı ve tekrarlayan dudak dolgularının aksine, kalıcı, kolay uygulanan ve istenildiğinde çıkarılabilen bir dudak dolgunlaştırma seçeneği olduğunu ifade eden Baran, Özellikle komplikasyonların sık sık görüldüğü kalıcı dudak dolgularının aksine, permalip yumuşak ve dudak konturlarınızla uyumlu kalıcı bir teknik olarak öne çıkmaktadır diye konuştu.

Permalipin değişik boy ve dolgunlukta çok sayıda seçenek sunduğunu ifade eden Baran,  hangi boy dolgunun nasıl durduğunun, yapılmış uygulamalara ait fotoğraflarla gösterildiğini söyledi.

Permalip, üretildiği yumuşak silikon ham maddesi sayesinde, daha önce kullanılmış dudak implantlarının aksine, suni bir görünüm yaratmıyor, gülerken ya da konuşurken dudakların sert ve şekilsiz görünmesine yol açmıyor ve dokunulduğunda yabancı bir doku hissi uyandırmıyor. Uygulama sonrasında, dudakların doğal kıvrımları aynen korunuyor, dudak hareketlerinde bir değişikliğe neden olmuyor.

Uygulama 15-20 dakika sürüyorUygulama için dudaklar lokal anesteziyle uyuşturulduktan sonra, her iki dudak kenarından seçilen permalip uygun pozisyonda yerleştiriliyor. Gerekli ise aynı işlem alt dudağa da uygulanıyor. Bütün uygulama yaklaşık 15-20 dakika sürüyor. Permalip kalıcı dudak şekillendirme işlemini takip eden gün normal aktivitelere devam edilebiliyor.

Uygulama sonrasında normal doku yumuşaklığına kısa sürede ulaşıyor ve dokunma esnasında dahi hissedilmiyor.

Permalip yumuşak ve tek parça silikondan ve özel bir kapsül içinde olduğundan, doku içinde yayılma ya da patlama gibi bir ihtimal bulunmuyor. Permalip uygulaması sonrasında, dudaklarda hafif bir şişme ve gerginlik görülüyor. Uygulama yapılan kişiye bağlı olarak hafif morluklarla karşılaşılmakla birlikte takip eden birkaç gün içinde bu morluklar geçiyor.

Uygulama sonrasında kısa bir süre için enfeksiyon riskine karşı antibiyotik kullanımı öneriliyor.

İstenildiğinde dudaktan implantın çıkarılması sonrasında dudaklarda bir deformasyon olmuyor.

Yaz ishallerinden korunmanın yolları!

Ekim 31st, 2011 | Kadın | 0 Comments


Bu hastalık risklerini en aza indirmek için doğru beslenmek, genel temizlik kurallarına uymak ve sineklerden korunmak gerekiyor. Yazın gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde en sık görülen sorunların başında ishal geliyor. Yaz ishallerinden ve diğer hastalıklardan korunmak için  Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Elif Hakko, nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatıyor.

İshal, kusma ve bazen de yüksek ateş ile ortaya çıkan, ağız yoluyla bulaşan bazı mikroplar, gastroenterit denilen hastalıklara neden oluyor. Bu mikroplar yaz sıcaklarında hızla ürüyor, mikrop sayısı arttıkça hastalık yapma riski de yükseliyor. Deniz ve havuz suyunu yutmak, mikrop taşıyan sinekler yaz aylarında hastalıklara yol açıyor. Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Hakko, tifo, dizanteri, kolera, ile bazı Salmonella ve E.Coli türleri gibi hastalıklara yol açan mikroplardan korunmak için alınabilecek önlemleri aktarıyor.

Dr. Hakko, “Kabuğu soyulabilen gıdaların kabuklarını soyarak, soyulmayanlarda ise iyice yıkayarak yemek çiğ veya az pişmiş et yememek, çiğ süt içmemek genel temizlik kurallarına uymak, yemeklerden önce ve sonra, tuvaletten sonra el yıkamak sineklerden korunmak yaz aylarında dikkat edilmesi gereken noktaların başında geliyor” diye bilgi veriyor.

Risk faktörü bulunan gıdaları da anlatan Dr. Elif Hakko, “Fıstık, ceviz gibi yağlı gıdalar ile küf toksinleri üreyebilen mısır ve pirinç dikkatli tüketilmeli. Pastörize edilmemiş süt içilmemeli, bu sütten peynir yapılmamalı. Patates, 20 – 30 zehirli türü olan mantar, midye, istiridye ve kabuklu deniz hayvanlarından geçen bakteri toksinlerinin sebep olduğu hastalıklarla sıklıkla karşılaşıyoruz. Elde hazırlanan ve iç sıcaklıkları zararlı mikropların ölmesini sağlayacak kadar yükselmeyen ızgara köfteden, havasız ortamda mikropların toksin üretme riski olması nedeniyle bütün olarak çevrilmiş tavuktan, vakumlu paketi açılıp kısa sürede tüketilmeyen sosis ve salamdan uzak durulmalı. Sütlaç, kazandibi, muhallebi, dondurma gibi sütlü tatlılar da hazırlandıktan sonra soğutucuda tutulmazsa tehlikeli olabilecek gıdalar. Çiğ yumurtadan yapılan mayonez marul, salata, maydanoz gibi sebzeler de iyi yıkanmadığında riskli olabiliyor” diye konuşuyor.

Dr. Hakko, en güvenilir yiyeceğin yoğurt olduğunu vurguluyor ve diğer güvenli yemekleri sıralıyor: “Izgara ete kıyasla tencerede pişen et yemekleri, sebze yemekleri, sarma ve dolma gibi zeytinyağlı yemekler yaz aylarında daha güvenilirdir.”

İshal ve kusma görülüyorsa neler yapılmalı?

Dr. Elif Hakko, “İshal ve kusma, sıvı ve elektrolit kaybına sebep olur. Ev koşullarında kusma ve mide bulantısı nedeniyle kaybedilen sıvı ve elektrolitler ağızdan yerine konamıyorsa veya ateş yükselmişse, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Hastada kaybedilen sıvı ve elektrolitleri dengelemek için serumla takviye yapıyoruz. Eğer etken bir bakteri söz konusuysa antibiyotik tedavisi yapılıyor” diyerek tedavi hakkında da bilgi veriyor

Bağışıklık Sisteminin Gücü Sağlıklı Bağırsaklardan Geçiyor…

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 2 Comments

Bağışıklık Sisteminin Gücü Sağlıklı Bağırsaklardan Geçiyor


Bağışıklık sisteminin gücü sağlıklı bağırsaklardan geçiyor…>

 Dünya ülkeleri, hastalıklara karşı savaş açarken yepyeni yollar denemeye devam ediyor. Son 10 yıldır antibiyotik kullanımına bağlı hastalıklar artış gösterirken, “Hayatımızda ne kadar Antibiyotik olmalı?” sorusunun da yanıtı aranıyor. İşte tam bu noktada karşımıza tıbbın “İyi adamlar” olarak tanımladığı probiyotikler karşımıza çıkıyor.

Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinden, sindirim problemlerinin giderilmesine ve çocuk sağlığının korunmasına kadar pek çok yelpazede mikroplara karşı amansız bir savaş veren probiyotiklerin önemi gün geçtikçedaha iyi anlaşılıyor.

55. Milli Pediatri Kongresinde BIFIFORMun düzenlediği  sempozyumda uzmanlar çocuk sağlığı ve özellikle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi konusunda önemli açıklamalarda bulundular.

Rusyanın ünlü bilim insanı Prof. Dr. Leyla Namazova Baranova probiyotiklerin dost bakteriler olarak hastalıklardan korunmada ve tedavide önemine dikkat çekti.

Türkiyede çocuk sağlığı konusundaki en önemli organizasyon kabul edilen Milli Pediatri Kongresinin 55.si, 12-16 Ekim tarihleri arasında Antalya Rixos Otelde düzenlendi. Koruyucu sağlık hizmetleri konusunda faaliyet gösteren Ferrosan,  55. Milli Pediatri Kongresi kapsamında çocuk sağlığına yönelik önemli noktalara dikkat çekmeküzere bir sempozyum düzenlendi.

Ferrosanın gerçekleştirdiği sempozyumda uzman hekimler özellikle bağışıklık sistemini güçlendiren probiyotikler hakkında son gelişmeleri paylaştılar. Sempozyumda, çocuk sağlığı konusunda Rusyada ve dünyada yaptığı çalışmalar tanınan ve Avrupa Pediatri Derneğinin önemli isimlerinden biri olan Rus bilim insanı Prof. Dr. Leyla S. Namazova Baranova tıpta probiyotiklerin artan önemini vurguladı. Rusya Bilim Merkezi Yardımcı Direktörü ve Koruyucu Çocuk Hekimliği ve Rehabilitasyon Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Leyla S. Namazova Baranovanın yönettiği, Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Pediatrik Enfeksiyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Metehan Özenın konuşmacı olduğu sempozyumda, çocukların ve her yaştaki kişilerin bağışıklık sistemini desteklerken çok çeşitli hastalıklardan korunmayı da sağlayan “probiyotikler ve prebiyotikler” ile ilgili yeni bilgiler aktarıldı. Ferrosanın sunduğu probiyotik esaslı besin takviyeleri Bifiform Damla, Bifiform Saşe ve Multi-tabs LGG Çiğneme Tabletlerinin kullanım faydalarına da değinilen sempozyumda, Türk çocuk doktorları konuyla ilgili uluslararası çalışmalar hakkında da bilgilendirildi.

SEZARYEN TERCİH EDİLMEMELİ

Prof. Dr. Leyla S. Namazova, “Son yıllarda doğumlarda sezeryan kullanımının artması bebekleri doğum esnasında anneden alınan probiyotikten yoksun bırakıyor. Bununla beraber daha çok endüstriyel besinlerle besleniliyor olması ve Antibiyotik kullanımının fazlalaşması da bu durumu pekiştiriyor. Hastalıklara karşı güçlü durmak ve bağışıklık sistemini dengelemek için probiyotik takviyesinin önemi artık tüm dünyada kabul ediliyor.”dedi.

20 YILDIR YENİ ANTİBİYOTİK ÜRETİLMİYOR

Namazova sadece Türkiyede değil dünyada da antibiyotik kullanımının arttığına dikkatleri çekerek şunları söyledi: “Rusyada antibiyotik kullanımını azaltıcı çalışmalar yapmaya başladık. Yarı yarıya azalma var ama yine de bitiremedik. Antibiyotik verilecekse, ne kadar verileceğini çocukları teste tabi tutarak belirliyoruz. Burada en büyük problemimiz mikropların antibiyotiklere karşı direnç kazanması.  Pek çok antibiyotiğe karşı direnç gelişmesine karşılık 20 yıldır yeni bir antibiyotik molekülü piyasaya çıkmıyor. Dünya Sağlık Örgütü de antibiyotik kullanımının önüne geçmeye çalışıyor. Ne kadar antibiyotik kullanıyorsak o kadar antibiyotiğe karşı direnç kazanıyoruz.  Böylece daha çok hastalanıyoruz. Burada sorulması gereken en kritik soru şu: “ Bu işin dengesi nedir ve bu dengeyinasıl sağlarız?” Namazova probiyotik takviyesinin hastalık kaynağı mikroplarla bağırsaklarda savaşarak hastalıklardan korunma ve tedavi aşamalarında önemine dikkat çekti.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ ANTİBİYOTİKLE HASAR GÖRÜYOR

Doç. Dr. Metehan Özen, antibiyotiğin hayat kurtardığına ancak gerekenden fazla kullanıldığını kaydederken şöyle devam etti: “Antibiyotik bizim için yararlı bakterileri de yokediyor. Bu yüzden bağışıklık sistemimiz bozuluyor. Bağırsaklarımızdaki doğal flora bozulduğu için savunma sistemimiz çöküyor. Savunma sistemimiz 4- 6 hafta arasında açık kalıyor. İyi bakteriler ölünce, dışarıdan gelen kötü bakteriler bağırsaklarımıza yapışıyor ve rahatlıkla kana karışıp hasta ediyor. İşte probiyotiğin önemi burada ortaya çıkıyor.

ÇAĞIMIZIN SORUNU KANSERE KARŞI PROBİYOTİK SAVAŞI

Probiyotik kullanımının kanser başta olmak üzere, alerji, erken bebeklik döneminde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, ishal gibi pek çok hastalığın önlenmesinde kullanılabildiğini ifade eden Doç. Dr. Özen şunları da sözlerine ekledi: “Probiyotiklerin kansere neden olan bakterilerin engellenmesinde yararlı oldukları biliniyor.Ayrıca alerjik hastalıklarda probiyotikler sayesinde alerji semptomları daha kolay kontrol altına alınabiliyor. Bunun yanı sıra probiyotik kullanımında diş çürüklerinin önlendiğine dair çalışmalar da var. Her anlamda probiyotik önemlidir. Probiyotik kullanılarak yapılan çalışmaların artması ve sonuçlandırılmasıyla beraber, insan sağlığının korunması, hastalıkların tedavi edilmesi veya önlenmesiartık hayal olmayacak.”

PROBİYOTİĞİN ÖNEMİ

Enfeksiyon Uzmanı Doç. Dr. Metehan Özen de konuşmasında çocuklarda görülen hastalıkların çoğunu önlemede probiyotik kullanımının önemli olduğunu söyledi.”Çocuklarda görülen hastalıkları bağışıklık sistemini güçlü kılarak azaltmak mümkün. Bunun için probiyotik takviyesi çok önemli. Araştırmalara bakıldığında* çocuk hastalıklarının büyük çoğunluğu solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı. Aslen düzenli probiyotik kullanımıyla bunu büyük ölçüde azaltmak mümkün. Ancak biz hasta olup antibiyotik kullanımına geçiyoruz. Antibiyotik ilişkili ishallere karşı da probiyotik kullanımını özellikle öneriyoruz. Antibiyotikler kötü mikroplarla savaşırken vücuttaki tüm mikropları öldürdüğü için yararlı bakterileri desteklemek gerekmekte ve bunun için probiyotik takviyesi yapılmalı. Özellikle çocuklarda sık görülen antibiyotik ilişkili ishal tedavisinde probiyotik takviyesi gerekmektedir. “Yapılan bilimsel çalışmalara göre LGG bakterisinin özellikle çocukların bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmıştır ve çocuklarda bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış tek grup probiyotiklerdir.” dedi.

EBEVEYNLERİN KORKULU RÜYASI: İSHAL VE KABIZLIK

Enfeksiyon Uzmanı Doç.Dr. Metehan Özen sözlerine “Çocukların bağırsak florasının gelişimi ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve ishal kabızlık gibi sindirim sorunları için gereken probiyotik desteği Ferrosanın geliştirdiği Bifiform ve Multivitamin takviyeli Multitabs LGG Çiğneme Tabletlerinden alınabilir. Ferrosan probiyotiklerin insan sağlığında kullanımına yönelik araştırma ve geliştirme konusunda tüm dünyada liderlik yapıyor” diye devam etti

*2008 Türkiye Sağlık Araştırmasının sonuçlarına göre:

Bu haber bülteninde, 0-6, 7-14 ve 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin sağlık durumlarının yanı sıra 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin tansiyon ölçümü, kan testi yaptıran bireylerin profili ile beden kitle indeksine ait bulgulara yer verilmektedir. Araştırmadan elde edilen diğer göstergelere ait sonuçlar ise, 2010 yılı içerisindeayrı bir yayın olarak kamuoyuna duyurulacaktır.

0-6 yaş grubundaki çocukların son 6 ay içinde geçirdiği hastalıkların oranı :

 

0-6 yaş grubundaki çocukların son 6 ay içinde geçirdikleri hastalıkların oranlarına bakıldığında % 38,7 ile üst solunum yolu enfeksiyonu (tonsilit, orta kulak iltihabı, farenjit), % 26 ile ishal, % 11,3 ile kansızlık, % 9,1 ile bulaşıcı hastalıklar ve % 9 ile ağız ve diş sağlığı sorunları ilk beş sırayı almaktadır. Bu sıralama kent-kır ayrımında değişmemekle birlikte cinsiyet ayrımında oransal farklılıklar içermektedir.

Ferrosandan probiyotik & probiyotikli besin takviyeleri hakkında:

Probiyotik nedir?

Probiyotikler, sindirim sisteminde vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan, sağlıklı yaşayabilmemiz için bize yardımcı olan,  bağırsaklarımızda doğal olarak bulunan canlı bakterilerdir. Probiyotikler, zararlı mikropların bağırsak duvarlarına tutunmasını engelleyerek sağlığımız üzerinde faydalar sağlarlar. Probiyotik içeren besinlerin tüketimi, sindirim sistemimizde yaşayan zararlı mikroplara destek kuvvet sağlayarak sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur ve çeşitli yönlerle sağlığımızın korunmasına katkıda bulunur. 

Probiyotikler bebeklerde neden yetersiz olabiliyor?

Sezaryen ile doğan veya anne sütü ile beslenemeyen bebekler, sindirim sistemini düzenleyen dost bakterilerden uzak kalıyor.

Normal doğumda bebekler annelerin doğum kanalından geçerken probiyotikleri (dost bakterileri) vücutlarına alarak dünyaya gelirler. Daha sonra anne sütü ile beslenen bebeklerde probiyotikler anne sütünde bulunan maddeler sayesinde çoğalır ve bebeği bebeği çeşitli sindirim problemlerinden korurken, bağışıklık sistemini güçlendirir.

Oysa sezaryen ile doğan veya anne sütü ile beslenemeyen bebekler dost bakterilerden uzak kalır ve kolik, gaz, ishal, kabızlık gibi sindirim sisteminin sağlığı için bebeklere probiyotik dost bakteri desteği önemlidir.

Yenidoğan bebeklerde mide-bağırsak mikroflorasının gelişiminin yetersiz olması, gerekli probiyotiklerin eksik bulunması, ilerleyen zamanda bağırsak rahatsızlıkları, sindirim problemlerine sebep oluyor. Anne ve çocuk sağlığı konusunda yenilikçi besin destek ürünleriyle öne çıkan Ferrosanın geliştirdiği Bifiform, özellikle yenidoğan bebeklerde görülen kolik sancılara çözüm oluyor.

Bifiform: İçeriğinde bulunan probiyotiklerin bağırsak florası gelişimini destekler ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına karşı korumaya yardımcı olur. (Kolik, gaz, şişkinlik, hazımsızlık, gaz, kabızlık, ishal gibi tüm sindirim problemlerine doğal ve etkili çözüm sağlar)Eczanelerde bulunabilen Bififormun iki farklı alternatifi yer almaktadır, Bifiform Drops ve Bifiform Sachet.

Bifiform Drops, bebek ve çocuklar için özel olarak formüle edilmiş, mide-bağırsak mikroflorasının normal gelişimini sağlayan, sindirim sistemi hastalıklarına karşı koruyan, klinik çalışmalarla etkinliği kanıtlanmış probiyotikler içeren, sıvı formda doğal bir gıda takviyesidir. Sezeryanla doğan ya da mama ile beslenen bebeklerde görülebilecek gastrointestinal ve immünolojik bozukluklara karşı bebeği korumaya yardımcı olmaktadır.

Bifiform Saşe ise probiyotik bakteri, prebiyotik bileşen ve B1, B6 vitaminleri içeren sinbiyotik bir gıda takviyesidir. Suda eritilerek içilen Bifiform Saşe çocukların ve yetişkinlerin sindirim sistemini düzenlemek, bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullanılmaktadır. Çocukların ve yetişkinlerin bağırsak florasının dengesini sağlayarak gaz, ishal, kabızlık gibi sindirim problemlerinin önlenmesinde ve tedavisine yardımcı olur. 

Multi-tabs LGG Çiğneme Tabletleri, probiyotikli multivitamin-mineral kombinasyonu içeren çocukların bağışıklık sistemini güçlendiren, dost bakterilerden oluşan probiyotikler ile büyümeyi ve gelişmeyi destekleyen vitamin ve mineralleri içeren çiğneme tabletidir.