‘ depresyon’ Etiketli Yazılar

Aşırı kilo kaybı ömrü kısaltıyor!

Kasım 11th, 2011 | Sağlık | 1 Comment

Aşırı kilo kaybı ömrü kısaltıyor!


Norveçli bilim adamlarının kilo ve ömür arasındaki ilişkiyle ilgili yayınladıkları araştırmada vakaların %90ında aşırı kilo verme ve fazla zayıf olma yaşam süresini 9 yıl kısaltıyor.

Norveçli bilim adamları bu konuda yıllar süren araştırmalarını geçtiğimiz günlerde açıkladılar.

Diğer ülkelerin bilim adamları da benzer bulgulara ulaştılar.

Aşırı kilo alan ve obez kişilerde ise bu sayı 4 yıl olarak belirlendi.

Obez kişiler kardiyovasküler rahatsızlıklar ve diyabete zayıf olanlara oranla daha fazla yakalanıyor.

Zayıf kişiler ise kalp krizi, depresyon ve tümörlere karşı daha dayanıksızlar.

Bu durumda beslenmenin önemi bir kez daha vurgulanmış oluyor. Ne zaman duracağımızı ve ne kadar yememiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor.

Tatil sendromuna dikkat!

Kasım 11th, 2011 | Sağlık, Tatil | 1 Comment


Kurban Bayramının yaklaşmasıyla tatil öncesi son hazırlıkları yapmaya başlarken uzun bir tatilin ardından nasıl işe adapte olunacağı endişesi de akıllarda yer etmeye başladı bile.

Zihnimizi boşaltmak bedenimizi rahatlatmak için keyif alarak geçireceğimiz bir zaman dilimi olması gereken tatil, işe nasıl döneceğim, nasıl adapte olacağım, düşünceleriyle sıkıntılı da geçebiliyor. Bunu engellemek için hoş vakit geçirilebilecek programları sadece tatil vaktiyle sınırlandırmamak çok önemli. Hayatınıza kattığınız küçük renkler, iş hayatınızdaki başarınızı da olumlu yönde etkileyecektir. Bu süreçte tatil öncesi ve sonrasında oluşan kişinin günlük hayatına adapte olmasını zorlaştıran tatil sendromunu, bu sendromu yaşamamak için yapılması gerekenleri Hisar Intercontinental Hospital Psikoloğu Gülşah YAHŞİden öğrendik.

Tatil sendromunu oluşturan en önemli şeyin tatil ruhuna kendini kaptırmak ve iş hayatına geri dönmeyecekmiş gibi yaşamak olduğunu dile getiren Yahşi, ‘Tatil öncesinde bu duyguları yaşamak, işlerimizde karşımıza çıkan aksaklıkların gizli sebeplerinden olabilir. Bu noktada önemli olan soru ‘Tatilin benim için anlamı nedir? olmalı.

Devamını oku

Depremde psikolojik destek de alınmalı!

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 0 Comments


Hem de çok acı bir şekilde… 500e yakın ölü ve 1400e yakın yaralı…

Depremi yaşayan insanlarımızı çok ciddi bir psikolojik süreç bekliyor. Bu süreçte yaşadıkları travmaları ve toplum olarak bize düşen görevleri Hisar Intercontinental Hospital Psikoloğu Dr. Gülşah Yahşi ile konuştuk.

Fiziksel desteğin yanı sıra psikolojik destek de alınmalı!

Deprem gibi önemli bir travmadan sonra kişilerin çok ciddi bedensel ve duygusal tepkiler verebileceğini algılarında ve davranışlarında değişiklikler görülebileceğini belirten Yahşi ‘Tepkiler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Burada en önemli olan konu, depremden sonra yaşananların ne kadarının normal ne kadarının anormal olduğunun kişi ve ailesi tarafından anlaşılacak şekilde net olarak belirlenmesidir. Bu ayrımı ancak bir uzman yapabilir. Deprem gibi bir afet karşısında herkes yardımcı olmak ister. Ancak psikolojik destek konusunda doğru tercih yapılmazsa kişi yaşadıklarını anormal bir durum gibi görebilir, kendisini güçsüz, korunmasız hissedebilir. Bu yüzden bu tür doğal afetlerde fiziksel desteğin yanı sıra psikolojik destek de alınması çok önemlidir. açıklamasında bulundu.

Depremin oluşturabileceği/tetikleyebileceği psikolojik rahatsızlıklar ve belirtileri

Depremin oluşturabileceği/tetikleyebileceği psikolojik rahatsızlıkların kişiden kişiye değişiklik gösterebileceğine dikkat çeken Yahşi ‘Yalnız kalma korkusu, en ufak şeylerden çabuk ürkme, bazı şeyleri sürekli kontrol etme takıntısı (obsesif kompülsif), kalabalığa çıkamama korkusu oluşabilir. Travmanın belirtileri kadar ortaya çıkış süreleri de kişiden kişiye farklılık gösterir. Kimisinde travma anında kimisinde travmanın hemen sonrasında kimisinde ise haftalar ya da aylar sonra belirtilerini gösterebilir. Bilinç altına yerleşen travma daha sonra da belirtilerini farklı bir durum veya ortamda ortaya çıkarabiliyor. Göçük altından sağlıklı olarak çıkarılan bir kişide görünürde herhangi bir bozukluk olmayabilir. Ama biz biliyoruz ki bu durum bir süre sonra ortaya çıkacak, ciddi problemler yaşatacak. Çünkü yaşanan şey asla vücutta kalmıyor. Bir tepkiyle bedensel ya da zihinsel olarak mutlaka açığa çıkıyor. diye konuştu.

Depremden saatler sonra göçük altından kurtarılan kişilerde görülebilecek tepki ve bozukluklar şunlar

Görülebilecek Fizyolojik – Bedensel Stres Tepkileri

• Hızlı ve düzensiz kalp atışları ve çarpıntı• Nefes darlığı, terleme• Titreme, baş dönmesi, ürperme, acelecilik• Kas gerginliği• Baş ağrısı• Mide bulantısı, ishal• Sık idrara çıkma• Verimsiz uyku• Adet dönemlerde düzensizlik• Cinsel işlevde bozulma• İştah kaybı• Yorgunluk• Diş gıcırdatma

Duygusal

• Endişeli ve gergin hissetme,• Korku duyma ve tehlike hissetme,• Aciz ve suçlu hissetme,• İnancını yitirme, sorgulama, reddetme,• Agresif olma, öfkeli sinirli hissetme,• Duygu değişimleri ve depresyon,• Donuk duygusal tepkiler verme,• Diğer insanlardan kendini farklı hissetme ve bazı duygularda küntleşmek (örneğin sevgi ya da kibarlık göstermek),• Umutsuzluk ve güvensizlik hissetme.

Algısal-Zihinsel 

• Dikkatte azalma, unutma ve sersemlik,• Çevrenin farkına varabilmede azalma,• Gerçekdışı algılama,• Travmaya bağlı olarak göz önüne gelen görüntüler, illüzyonlar, kabuslar gibi o ana ait görüntüler,• Travmaya ait bilgileri hatırlayamama,• Karar vermede zorluk ya da problem çözmede zorluk,• Hareketlerin veya seslerin çabuk ürkütmesi,• Geleceğe ait planının veya hayallerinin olmaması. Davranışsal

• Yalnız kalmaya çalışma,• Travmayı hatırlatacak olan yer, kişi ve olaylardan uzak durma,• İnsanları çok fazla etrafında istememe,• Aktivitelere katılım ya da ilgide eksiklik,• Diğer insanları suçlama, kuşkuda artış,• Sigara ya da alkol kullanımında artma.

Depremzedelerin özellikle çocukların psikolojik destek almaları şart!

Göçük altından çıkarılan depremzedelerin mutlaka psikolojik destek almaları gerektiğinin altını çizen Gülşah Yahşi, ‘Ölümle burun buruna, hareket edemeden, saatlerce acaba kurtulabilecek miyim korkusuyla yaşamaya çalışmak çok ciddi bir olay. Böyle bir travma mutlaka etkilerini ortaya çıkaracaktır. Ancak kişi kendisindeki değişiklikleri fark etmeyebilir. Burada depremzedenin yakınlarına çok ciddi bir rol düşüyor. Kendisi fark edemese bile ailesinin onu gözlemlemesinde fayda var. Travma yaşayan çocukların durumu daha özel. Hem travma sonrası stres bozukluğuyla ilgilenen hem de çocuklar alanındaki uzman bir çocuk ergen psikiyatristinin çocuklarla özel olarak ilgilenmesi gerekiyor. açıklamasında bulundu.  

Kanser hastaları psikolojik destek almalı

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 0 Comments


Onkoloji Enstitüsü Psikososyal Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, kanser hastalarının psikolojik destek alması gerektiğini belirterek, Kişinin yaşadığı depresyon, bağışıklık sisteminin çökmesini hızlandırır. Dolayısıyla tedaviye katılımı bozulur. Bu nedenle psiko-onkolojik tedavi, genel tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır dedi.

Kanser psikiyatrisi ile ilgili dünya çapındaki en kapsamlı kongre olan 13. Dünya Psiko-Onkoloji Kongresi, Antalyada başladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün himayelerinde gerçekleşen ve 20 Ekime kadar devam edecek kongrede dünyanın dört bir yanından gelen bilim insanları, kanser psikiyatrisiyle ilgili son gelişmeleri ele alacak.

İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Konsültasyon-Liyezon Bilim Dalı Başkanı ve Onkoloji Enstitüsü Psikososyal Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, Dünya Psikoonkoloji Birliği Başkanı Magi Watson, İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsünden Prof. Dr. Adnan Aydıner ile kongre kapsamında basın toplantısı düzenledi.

Kanser hastasının takip ve tedavisinde psikolojik tedavi ve bakımın genel tedavinin ayrılmaz parçası olduğunu vurgulayan Özkan, Hem kanseri tedavi edeceksin, hem de hastanın ruhunu tedavi edeceksin. Kanserin yarattığı psikolojik sorunları ele alıp destek sunmak gerekiyor. Kişinin yaşadığı depresyon, bağışıklık sisteminin çökmesini hızlandırır. Dolayısıyla tedaviye katılımı bozulur. Bu nedenle psiko-onkolojik tedavi, genel tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır diye konuştu.

Toplumun yüzde 30unda klinik düzeyde tedavi gerektirecek ruhsal çöküntü olduğuna dikkati çeken Sedat Özkan, kanser hastasının takibinde stresin önemini vurguladı. Kanserle mücadele beden ve beynin ortak mücadelesidir. Kanser hastaları psikolojik destek almalı diyen Özkan, beyin ve ruh çökerse, hastanın bağışıklık sisteminin çöküşünün de hızlanacağını kaydetti.

 -Acıyarak yardım olmaz-İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesine başvuran kanser hastaların yüzde 20-30unun psikolojik destek aldığını, ülke genelinde bu rakamların daha alt seviyelerde olduğunu ifade eden Özkan, bazı hastaların psikolog ya da psikiyatriste gitme konusunda önyargılı olduğuna da değindi.

Ciddi travma ve depresyonun, organizmadaki kanser sürecini hızlandırdığına işaret eden Prof. Dr. Sedat Özkan, Kanserin seyrinde psikolojik, beyinsel faktörler doğrudan doğruya etkilidir. Sağlık sisteminde kanser hastalarına sadece kemoterapi değil, psikolojik destek de verilmeli diye konuştu.

Bu hastalara kucak açacağız ama acımayacağız, acıyarak, yadsıyarak onlara yardımcı olunmaz diyen Özkan, kanserin ölümü çağrıştırdığına ilişkin ön yargının da azaltılması gerektiğini söyledi. Daha dingin yaşayan, doğayla iç içe olan kanserli hastaların daha uzun yaşadığını da belirten Özkan, Duvarı nem, insanı gam çökertir. Kanser hastası aynı zamanda gam yaşarsa, kanseri daha kötü seyredecek şekilde ilerler dedi.

 -Türkiyenin bilimsel öncülüğü-Sedat Özkan, Türkiyenin kanser psikiyatrisinin Orta Doğu, Balkanlar, Kafkaslar, Türk Cumhuriyetleri ve Doğu Avrupa ülkelerinde de yaygınlaşması için bilimsel anlamda öncülük yaptığına işaret etti.

Kanser hastasının ailelerine düşen görevler olduğunu belirten Prof. Dr. Özkan, Hastanın uyumunun en iyi olduğu aileler, ilişkilerde dengeli, duyguların serbestçe ifadesine izin veren, çatışmaların az, işbirliğinin fazla olduğu ailelerdir. Aileler aşırı kaygılı olmamalıdır. Aile içi rollerin net olmaması, aşırı koruyuculuğun egemen olduğu, katı ve çatışmaları gözardı eden aile ortamları, hastanın uyumunu güçleştirmektedir dedi.

Dünya Psikoonkoloji Birliği Başkanı Magi Watson da, 2020 yılına kadar dünyadaki tüm kanser hastalarına psikodestek programlarının yürürlüğe girmiş olmasını sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Kanser hastalarının yüzde 20-25inde kriz ve destek ihtiyacının sözkonusu olabildiğini ifade eden Watson, Psikolojik destek gerektirecek hastaların sadece yüzde 10u destek alabiliyor dedi.

Watson, hastanın yanında ailenin de psikodestek alması gerektiğini vurguladı.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsünden Prof. Dr. Adnan Aydıner de, tüm kanser hastalarının psikiyatriden destek alması gerektiğini vurguladı. Psikoonkoloji için merkez ve bu alanda yetişmiş eleman sayısının az olmasının hastaların tedavi almasına engel olduğuna işaret eden Aydıner, Hasta psikolojisinin kanser tedavisinin başarısında son derece önemi var. Pozitif düşünen kanser hastaların hastalığının daha iyi seyrettiğine ilişkin kanıtlar var dedi

Gelen Aramalar

  • mail pdpsikodestek com