‘Genel Sağlık’ Etiketli Yazılar

Sigara eritiyor!

Kasım 11th, 2011 | Sağlık | 0 Comments


Osteoporozun kemik doku yoğunluğunun azalması nedeniyle dayanıklılığın azalması olduğunu belirten Prof. Dr. Kirazlı, Hastalık en fazla genetik faktörlerden kaynaklı. Ailesinde kemik kırılması geçmişi olan kişiler daha dikkatli olmalı. Bunun yanında erken menapoz, sigara kullanımı ve özellikle gençlerde anorexia nervoza hastalığı, Osteoropozu tetikliyor dedi.

Hastalığın tanı yönteminin oldukça kolay olduğunu ve hiçbir şikayeti olmayan kişilerin bile 65 yaş sonrasında yılda bir kez kemik ölçümü yaptırması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kirazlı, Bu hastalıktan korunmak için düzenli beslenmek, bol kalsiyum almak, spor yapmak ve fiziksel aktivitede bulunmak gerek diye konuştu.

Halk arasında kemik erimesi diye bilinen hastalığın genelde 45 yaş üzeri kişilerde görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Kirazlı, Osteoropoz kadınlarda daha sık görülüyor ve daha çok kırıklarla ve kamburlukla ortaya çıkıyor dedi

Romatizma ağrılarına son!

Ekim 31st, 2011 | Kadın | 0 Comments


Kocaeli Romatem Fizik ve Rehabilitasyon Hastanesi Başhekimi Dr. Ertunga Öney, teknolojinin hızla ilerlemesinin tıp açısından oldukça verimli kullanılmasının sevindirici olduğunu vurguladı.

Kendilerinin de dünyadaki bu gelişmeleri yakından takip ettiklerini ifade eden Öney, gelişmiş ülkelerdeki insanların faydalandığı olanaklardan Türkiyedeki hastalarında yararlanmasını istediklerini, bu amaçla çalışmalarını sürdürdüklerini vurguladı.

Hastaların hızlı ve kolay bir tedavi sürecinden geçmesini istediklerini ifade eden Öney, Türkiyede birçok insanın romatizmal ağrılara bağlı olarak kireçlenme, boyun ve bel ağrıları ile kas romatizmalarından şikayet ettiğini anlattı.

Söz konusu hastalıklarda klasik yöntemlerle mücadele etmenin maddi ve manevi kayba neden olduğunu dile getiren Öney, bu nedenle romatizmal ağrılara çözüm olarak geliştirilen Hilterapia adlı sistemin Elsa Ortopedi tarafından İtalyadan getirdiğini söyledi.“Hilterapia özellikle kas iskelet sistemine ait, kireçlenme, eklem zorlanmaları ve travmalarına bağlı ağrıların ve semptomların tedavisinde çok etkili bir lazer sistemi olduğuna değinen Dr. Lucio Lagetto, Diğer klasik lazerlerden farkı, daha derin dokulara inebilmesi ve daha derin alanda güvenli ve hastaya zarar vermeden başta ağrı olmak üzere, şişlik, hareket zorluğu gibi semptomları çabuk bir şekilde ortadan kaldırabilmesidir şeklinde konuştu.

Hilterapiaın romatizma ağrılarının tedavisinde tek başına yeterli olabileceğini kaydeden Dr. Ertunga Öney ise Diğer bütün fizik tedavi araçlarının yaptığı tüm olumlu etkileri tek başına yapabilen, 20-30 dakikalık seanslarla 8-12 seansta 12 ay sürecek bir iyileştirme sağlıyor. Özellikle bizim açımızdan kas iskele sistemi hastalıkları kronik hastalıklardır. Tedaviye uzun süre cevap vermezler. Hastalar uzun süre ağrı çekerler. Bu sistem bu süreci kısaltıyor. Hasta, Hilterapia ile yaklaşık 2 hafta süren tedavinin ardından ağrılarından 1 yıl boyunca kurtarabiliyor. İlk seanstan itibaren hastaların semtoplarında azalma meydana geliyor. Bizim 12 seans yapmamızın nedeni etkinin uzun sürebilmesi.

Sistemin hiçbir yan etkisinin bulunmadığını da belirten Öney, uygulanan tedavi sonucunda ilk seanstan itibaren hastanın kendisini çok iyi hissetmeye başladığını kaydetti.

Söz konusu cihazın Türkiyede 5 hastanede bulunduğunu belirten Öney,  Samsun Romatem Fizik ve Rehabilitasyon Hastanesine bu cihaz 2 ay önce alındı.  Hastalardan muhteşem tepkiler aldık. Gelen her hasta istinasız memnun ayrılıyor. Ve özellikle referansla gelen hastalar bu sistemle tedavi olmak için büyük bir çaba harcıyor diye konuştu.

Kocaeli Romatem Fizik ve Rehabilitasyon Hastanesi Fizyoterapisti Didem Uğur, romatizma hastalarının tedavisinde bunun bir devrim olduğunu ifade etti.

Cihazın lokalize olmuş ağrı noktalarında çok daha etkili olduğunu anlatan Uğur, Daha önce romatizma ağrılarının tedavisinde yoğunluk olarak bu cihazın yüzlerce kat düşüğü olan bir cihaz kullanılıyordu. Bu cihaz birkaç hastanede bulunuyor. Daha şimdiden hastalardan yoğun talep almaya başladık diye konuştu

Kenelerin bulunabileceği alanlara dikkat!

Ekim 31st, 2011 | Kadın | 1 Comment


 Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Vuslat Boşnak, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yol açan kenelere karşı çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulması gerektiğini söyledi.

Boşnak yaptığı açıklamada, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalanmamak için mümkün olduğunca kenelerin bulunabileceği yerlerden uzak durulması gerektiğini vurguladı.

 İnsanların kenelerin yaşayabileceği su kenarları, otlaklar ve hayvan barınaklarında zaman geçirdiklerinde kendilerini belirli sürelerle kontrol etmesi, hastalığın belirtileri açısından uyanık olması gerektiğini ifade eden Boşnak, şöyle konuştu:

 KKKAya karşı çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı. Zorunlu hallerde bu gibi yerlere çıplak ayakla ya da kısa giysilerle girilmemelidir. Özellikle kırsal alanlarda dolaşılırken açık renkli, vücudu örten elbise ve çizme giyilmeli veya ayakkabı giyilecekse pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır. Hayvan barınakları, kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilmeli. Hayvanların sağım ve kesim zamanına dikkat ederek gerekli önlemleri alınmalı. Hayvanlar, kene ve diğer dış parazitlere karşı yılda iki kez ilaçlanmalı. Gerek insanları, gerekse hayvanları kenelerden korumak için haşere kovucu ilaçlar olarak bilinen ilaçlar dikkatli kullanılmalı.

Yrd. Doç. Dr. Boşnak, vücut üzerinde kene gezdiğinin fark edilmesi durumunda kenelerin dikkatlice toplanıp öldürülmesi gerektiğini ifade etti. Yapışan kenelerin kesinlikle ezilmeden, kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pense ile doğrudan alınması gerektiğini dile getiren Boşnak, şu bilgileri verdi:

Isırılan yer, bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra, iyotlu antiseptik sürülmelidir. Keneyi çıkaramayacaklarını düşünen vatandaşlar en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı. Sağlık kuruluşuna gitmekten çekinmemeli. KKKA insanlarda ateş, üşüme, titreme, yaygın kas ağrıları, bulantı, kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösteriyor. Gövde, kol ve bacaklarda cilt içi kanama görülebilir. Burun kanaması ve değişik alanlarda kanama bulguları bulunabilir. Virüs vücuda girdikten sonra tipik olarak bölgesel lenf bezlerinde ve yerel dokularda çoğalıyor. Virüs, lenf ve monositler yoluyla başta dalak, karaciğer, lenf bezleri ve akciğer gibi alanlara yayılıyor.

Vuslat Boşnak, özellikle yaz döneminde insanların sıkça yeşil alanlarda zaman geçirdiğini ve bu nedenle kene ısırmalarında artış yaşandığını belirterek, vatandaşları KKKA hastalığı belirtileri konusunda duyarlı olmaya çağırdı.        

Stres fıtık yapıyor!

Ekim 31st, 2011 | Kadın | 1 Comment


 Fıtık geçmiş dönemler, daha çok ağır yük kaldırma, uzun süre oturma veya sabit ayakta durma durumlarında görülürken, şimdi aşırı stresin etkisi ve yaygınlığı ile her meslek grubunda karşımıza çıkıyor. Aşırı zihinsel meşguliyet, birçok şeyi aynı gün içinde düşünüp halletmeye çalışmak, hassas-titiz-alıngan-içine atan duygusal mizaçta olmak, aşırı mükemmeliyetçilik, kronik sinirsel gerginlikler, uzun süreli öfke, endişe, korku taşıyanlar, kendine başkalarına ve hayata dair güven sorunu yaşayanlar, kronik mutsuz depresif insanlarda bel ve boyun fıtıkları daha kolay oluşuyor.

Bel ve boyun fıtığı hastalarının fiziksel olarak tedavi edilmesinin yanında, aynı zamanda zihinsel ve duygusal yönden de kendilerine zarar veren bu yönlerinin mümkün olduğunca iyileştirilmesi gerekiyor. Bunu aksi söz konusu olduğunda, iyileşen hastalar birkaç yıl sonra tekrar fıtıkla karşı karşıya kalabiliyorlar. Aşırı stres, zihinsel ve duygusal yükler vücutta fiziksel yük etkisi yaparak omurgadaki disklerin hasar görmesine ve fıtık oluşumuna yol açıyor.

Bel ve boyun fıtıklarının % 98 – 99‘nun ameliyatsız tedavisinin mümkün olduğunu, sadece % 1-2 hastada ameliyat gerektiğini,  bel ve boyun fıtıklarında başta maniplasyon yani elle tedavi olmak üzere fizik tedavilerin oldukça başarılı olduğunu söylüyor. Bursa Maniplasyon Merkezinden Uzman Dr. Ali Şahabettinoğlu maniplasyonda, yani elle tedavi de bu başarı oranının %98ler de olduğunu, hafif vakalarda 2 – 3, ileri vakalarda 8 – 10 seans uygulama yapılmasının gerekliliğine dikkat çekiyor.  

Bel fıtıklarında ameliyat ayaklarda ilerleyen güç kaybı ya da idrar-büyük abdest kaçırma şikayeti olanlarda, birde (sadece ağrı ve uyuşma şikayeti olmasına rağmen ) ameliyatsız tedavilere 2 – 3 ay cevap vermeyen durumlarda uygulanır.

Boyun fıtığında da el ve kollarda ilerleyen güç kaybı varsa, ya da ağrı ve uyuşmaları ameliyatsız tedavilere 2 – 3 ay cevap vermemiş ise ameliyat gerekecektir. Sadece bel-boyun ağrısı veya kol-bacak uyuşması olan hastalarda % 98 başarı oranı ile ameliyatsız olarak bel ve boyun fıtıkları tedavi edilebiliyor.

Uzman Dr. Ali Şahabettinoğlu, ‘Tedaviden sonra bel ve boyun fıtıklarının tekrar ortaya çıkmaması için hastalarımıza, bel ve boyun egzersizlerini, ağır yük kaldırmaktan kaçınmalarını, duruş, oturuş, kaldırış, yürüyüş, çalışma şekli tavsiyelerini, yanı sıra mutlaka aşırı stresten, kronik zihinsel ve duygusal yüklenmelerden kendilerini korumalarını gerekirse psikolojik yardım almalarını öneriyoruz diyor.

Dünyanın birçok ülkesinde yaygın olarak kullanılan Maniplasyon tedavisi Türkiyede henüz yaygın olarak kullanılan bir yöntem değil. Maniplasyon tedavisi klasik batı tıbbı tedavi yöntemlerinden biri. Oldukça emek ve sabır isteyen bir yöntem olduğundan uygulayan hekim sayısı da bir elin parmaklarını geçmiyor

Kış mevsiminde aşırı soğukla baş etmenin yolları

Ekim 31st, 2011 | Kadın | 1 Comment


Uzmanlar, evin kışa hazırlanarak ve soğuklar boyunca güvenlik tedbirlerine dikkat edilerek tehlikelerden ve hastalıktan…

Kış mevsiminde aşırı soğukla baş etmekte en etkili yöntemin, önceden korunma tedbirlerini almakla mümkün olduğu belirtildi. Uzmanlar, evin kışa hazırlanarak ve soğuklar boyunca güvenlik tedbirlerine dikkat edilerek tehlikelerden ve hastalıktan korunabileceğini bildirdi.

Evi kışa hazırlamanın önemine dikkat çeken uzmanlar, Eviniz sobalıysa, bacayı her yıl kış gelmeden temizletin. Şömineli evler için de aynı tedbir geçerlidir. Bina dışında açıktan geçen su borusu varsa, donmaması için çevresini sararak izole edin. Kapı ve pencere aralıklarını fitil ile mümkün olduğu kadar izole edin ya da kapı ve pencereleri ısıcam vb. malzemelerle yenileyin önerisinde bulunuyor.

Ev içinde güvenlik konusunun da önemli olduğunu vurgulayan uzmanlar, soba, şömine ya da elektrikli ısıtıcı kullanılıyorsa, dikkatli olunmasını istedi. Uzmanların önerisi şöyle: Kuru tozlu bir yangın söndürücüyü el altında bulundurun. Şöminede kağıt yakmayın. Gazlı ya da katalitik sobanız varsa, odayı yeterince havalandırın. Soba üreticisi ne tür yakıt öneriyorsa onu kullanın. Başka şeyler yakmaya çalışmayın. Baca çekmiyorsa, odun-kömür sobası ve şömineyi yakmayın. Yatarken kömür sobasını söndürün. Elektrik sobasının kordonu yıpranmış ya da kıvılcım çıkarıyorsa, kullanmayın. Elektrik sobasını perde, koltuk, yatak gibi alev alabilecek eşyalara yaklaştırmayın. Sobanın üzerinde yemek ve su bırakmayın. Çocukların sobaya yaklaşmasını önleyin.

Katalitik soba yakarken veya yemek pişirirken zaman zaman odayı havalandırmak gerektiğini kaydeden uzmanlar, ancak bunun dışında, ısıyı mümkün olduğu kadar içeride tutmaya çalışmak gerektiğini ifade etti. Uzmanlar, Kapı ve pencereleri gereksiz yere açmayın. Kullanmadığınız odaları kapalı tutun. Oda kapılarının altını bez ya da halı parçasıyla tıkayın. Hava kararınca perdeleri kapatın önerisinde bulunuyor.

Sürücülerin de araçlarını kışa hazırlamasının önemini vurgulayan uzmanlar, şunları kaydetti. Kışın yolda karşılaşabileceğiniz pek çok tehlikeyi önceden hazırlık yaparak ortadan kaldırırsınız. Aracınızın periyodik bakımlarını ihmal etmeyin. Ek olarak, her sonbaharda, radyatördeki antifriz seviyesini kontrol ettirip gerekliyse antifriz koyun. Sileceklere su yerine buzlanmayı önleyen sıvılardan koyun. Yıpranmış lastikleri değiştirin, lastiklerin hava basıncını kontrol edin. Kış boyunca buzlanmayı ve boruların tıkanmasını önlemek için benzin deposunu hep doluya yakın tutun