‘ hipertansiyon’ Etiketli Yazılar

Türkiyenin sağlığı belli oldu!

Ekim 31st, 2011 | Kadın | 0 Comments


0-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 31.6inde üst solunum yolu enfeksiyonunun en yaygın hastalık olduğu tespit edilirken 7-14 yaş grubundaki çocuklarda yüzde 23.9 ile ağız ve diş sağlığı sorunları ilk sırada yer aldığı tespit edildi. 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yüzde 47.6sının tansiyon ölçümünü yaşamları süresince en az bir kez yaptırdığı belirlenirken, bu nüfusun yüzde 16.9unun obez ve yüzde 33ünün fazla kilolu olduğu görüldü. 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin en yüksek ilk 5 hastalık grubunu bel bölgesi kas iskelet sistem problemleri, hipertansiyon, romatizmal eklem hastalığı, mide ülseri ve kireçlenme oldu.

TÜİK 2010 yılı Türkiye Sağlık Araştırması istatistiklerini açıkladı. İlk defa 2008 yılında gerçekleştirilen Türkiye Sağlık Araştırmasının ikincisi 2010 yılı Mayıs ayında Türkiye genelinde uygulandı. Araştırmanın sağlık alanında hem ulusal hem de uluslararası düzeyde birçok göstergenin elde edilebilmesine imkan tanıması açısından önem taşıdığı vurgulandı. Yapılan araştırma ile bebek, çocuk ve yetişkinlere ait idari kayıtlar yöntemiyle ulaşılamayan birçok gösterge hesaplanabilmekte.

Buna göre, haber bülteninde 0-6, 7-14 ve 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yaşadıkları hastalık veya sağlık problemlerinin yanı sıra 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin tansiyon, kolesterol ve kan şekeri profilleri ile beden kitle indeksine ait bulgulara yer verilmekte.Araştırmanın alan uygulamasından önceki son 6 ay içinde, 0-6 yaş grubundaki çocuklarda yüzde 31.6 ile üst solunum yolu enfeksiyonu en yaygın görülen hastalık olarak tespit edildi.

Yüzde 25.5 ile ishal, yüzde 9.6 ile bulaşıcı hastalıklar, yüzde 9.4 ile kansızlık (demir eksikliği anemisi vb.) ve yüzde 7.8 ile ağız ve diş sağlığı sorunları en sık görülen hastalık veya sağlık sorunu oldu. Türkiye geneline hastalık görülen erkeklerin oranının, kadınların oranından daha yüksek olduğu tespit edildi.

-7-14 YAŞ GRUBUNDAKİ ÇOCUKLARDA YÜZDE 23.9 İLE AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI SORUNLARI İLK SIRADA-

Araştırmanın alan uygulamasından önceki son 6 ay içinde 7-14 yaş grubundaki çocuklarda yüzde 23.9 ile ağız ve diş sağlığı sorunları ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 14,2 ile enfeksiyöz hastalıklar, yüzde 13.3 ile göz ile ilgili sorunlar, yüzde 5.6 ile cilt hastalıkları ve yüzde 4.7 ile beslenme ile ilişkili hastalıklar takip etti. Oranlara kent-kır ayrımında bakıldığında kırsal yerlerdeki cilt hastalıkları oranının kentsel yerlerden daha yüksek olduğu gözlenmekte. Kırda ve kentte cilt hastalıkları problemi yaşayan kadınların oranı erkeklerin oranından yüksek oldu.

-15 YAŞIN ÜSTÜNDEKİLER BEL BÖLGESİ KAS İSKELET SİSTEMİNDEN ŞİKAYETÇİ-

15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yüzde 16.4ü bel bölgesi kas iskelet sistem problemleri yaşadığını beyan etti. 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerden kronik hastalık veya sağlık sorunu yaşadıklarını belirten bireylerin verdikleri yanıtlara bakıldığında en yüksek ilk 5 hastalık grubunu sırasıyla bel bölgesi kas iskelet sistem problemleri (yüzde 16.4), hipertansiyon (yüzde13.2),  romatizmal eklem hastalığı (yüzde 10.9), mide ülseri (yüzde 9.6) ve kireçlenme (osteoartrit, artroz, dejenefatif eklem hastalığı) (yüzde 8.4) oluşturdu. Türkiye genelinde oranlara bakıldığında kadınlardaki oranların erkeklerden yüksek olduğu gözlendi. Kent ve kır ayrımında ise her bir hastalık grubunda hem erkeklerde hem de kadınlarda kırdaki oranlar kentteki oranlardan yüksek oldu.

-15 YAŞIN ÜZERİNDEKİ BİREYLERİN YÜZDE 47.6SI TANSİYON ÖLÇÜMÜNÜ YAŞAMLARI SÜRESİNCE EN AZ BİR KEZ YAPTIRMIŞ-

15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yüzde 47.6sının tansiyon ölçümünü yaşamları süresince en az bir kez yaptırdığı belirlendi. Yaşamları süresince kolesterol ve kan şekeri ölçümlerini en az bir kez yaptıranların oranı sırasıyla yüzde 28.5 ve yüzde 30.2dir. Kolesterol ve kan şekeri ölçümünde kentsel yerlerde yaşayan bireylerin ölçüm yaptırma oranı daha yüksek oldu. Tansiyon ölçümünde ise kırsal yerlerde yaşayan bireylerin ölçüm yaptırma oranının yüksek olduğu gözlendi. Cinsiyet ayrımında oranlara bakıldığında kentsel ve kırsal kesimde yaşayan kadınların ölçüm yaptırma oranlarının erkeklerden yüksek olduğu belirlendi.

-15 VE DAHA YUKARI YAŞTAKİ NÜFUSUN YÜZDE 16.9U OBEZ VE YÜZDE 33Ü FAZLA KİLOLU-

15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun yüzde 16.9unun obez ve yüzde 33ünün fazla kilolu olduğu görüldü. Vücut kitle indeksi vücut ağırlığının (kilogram), boy uzunluğunun metre cinsinden karesine bölünmesiyle hesaplanmakta. Araştırmada boy ve kilo değerleri beyana dayalı olarak derlenmekte. Erkeklerde fazla kilolu veya obez olanların oranı yüzde 50.5 iken kadınlarda bu oran yüzde 49.4 oldu. Kentsel ve kırsal alanlarda yaşayan kadınlarda obez oranı hemen hemen eşit gözükmekle birlikte, her iki yerleşim yerinde de erkeklerin obez oranından yüksek olduğu tespit edildi. Fazla kilo grubunda ise yüzde 37.3 ile erkeklerin oranı, yüzde 28.4 olan kadınların oranından daha yüksek oldu. 

Vücut ağırlığına değil, yağ oranına dikkat

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 1 Comment


Ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilen ve başta diyabet, kanser, kalp krizi, yüksek tansiyon ve inme gibi hastalıkların ortaya çıkmasında önemli olan obezitede, vücut ağırlığı değil, yağ oranındaki anormal artış tehlike sinyali veriyor.

Uzmanlar, yağın vücutta biriktiği yerin de önemli olduğu, özellikle erkeklerde sıkça görülen karın bölgesindeki yağlanmanın risk taşıdığı ve obezitenin çocukları da tehdit eder bir düzeye geldiği uyarısında bulunuyor.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayla Harmancı, obezitenin her geçen gün giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.

Obezitenin, genel olarak vücuttaki yağ miktarının anormal şekilde artması olarak tanımlandığını belirten Harmancı, sıklıkla vücuttaki yağ miktarındaki artışa paralel olarak vücut ağırlığında da artış ortaya çıktığını ifade etti.

Harmancı, obezitenin genel olarak kişinin harcadığından daha fazla enerji alımı sonucu ortaya çıkan bir bozukluk olduğunu söyledi.      

Söz konusu hesaplamanın obezitenin tanısı için tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Harmancı, Çünkü unutulmaması gereken konu, obezite vücut ağırlığının değil, vücuttaki yağ miktarının anormal artışıdır diye konuştu.

Harmancı, yağların vücudun farklı bölgelerinde biriktiğini ve biriktikleri bölgelere göre de klinik önemlerinin değiştiğini ifade ederek, Örneğin, kadınlarda yağ birikimi sıklıkla kalça ve basen bölgelerinde ortaya çıkmaktadır ve armut tipi obezite olarak adlandırılmaktadır. Erkeklerde ise yağ birikimi başlıca karın bölgesinde ortaya çıkmakta ve elma tipi obezite olarak isimlendirilmektedir. Her iki durumda da vücut yağ oranı artmıştır dedi.

Yapılan çalışmalar elma tipi obezitenin daha ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını göstermektedir diyen Harmancı, bu nedenle obezite değerlendirilirken mutlaka bel çevresi ölçümünün de yapılması gerektiğine dikkati çekti.

-Tedavi, mutlaka kişiye özel yapılmalı-Harmancı, obezitenin genel olarak kişinin harcadığından daha fazla enerji alımı sonucu ortaya çıkan bir bozukluk olduğunu söyledi.

Bu dengenin bozulmasında çok farklı nedenlerin rol oynadığını dile getiren Harmancı, bu nedenle obezite tedavisinin mutlaka kişiye özel olarak planlanması ve farklı branşların işbirliği ile yapılması gerektiğini ifade etti.

Harmancı, hastaların tedavi öncesinde mutlaka, altta yatan başka bir hastalığının olup olmadığının belirlenebilmesi için bir endokrinoloji uzmanı tarafından detaylı olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.

Obezitenin, ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğinin altını çizen Harmancı, şunları kaydetti:Diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, kalp krizi, inme, safra kesesi hastalıkları, karaciğerde yağlanma, gastro-ösefagial reflü, adet düzensizlikleri, uyku apnesi, psikolojik sorunlar, eklemlerle ilgili hastalıklar ve bazı kanser türlerine neden olabildiğinden mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir.

-Türkiyede 10 erişkinden 4ü fazla kilolu, 3ü ise obez-Harmancı, obezitenin Türkiyede de giderek artış gösteren bir hastalık olduğunu belirterek, şu bilgiyi verdi:Ülkemizde son yapılan araştırmalar göstermektedir ki 10 erişkinden 4ü fazla kilolu, 3ü ise obezdir. Konunun bundan daha da üzücü ve endişe verici olan yanı ise obezitenin artık çocukları tehdit ediyor olmasıdır. Yapılan araştırmalar, anne-babası obez olan çocuklarda obezitenin daha sık görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bunda genetik etkenlerin yanı sıra yaşam şekli ve beslenme alışkanlıkları da rol oynamaktadır. Bu nedenle hem kendi hem de çocuklarımızın sağlığı için obezitenin mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğu gerçeği kavranmalı ve büyük bir kararlılık ve azimle bu hastalıkla savaşılması gereklidir.

Dünya genelinde sağlık bakanlıklarının da obezite ile mücadeleye önem verdiğini ve bunun için farkındalık projeleri hazırladığını belirten Harmancı, basın yayın organlarının da konuya hassasiyet içinde yaklaştığını ifade etti.

Harmancı, tüm bu çalışmaların dahi obezitenin kontrol altına alınabilmesi henüz yeterli olmadığını bildirerek, bireysel olarak da herkesin düzenli fiziksel aktiviteyi, sağlık beslenme alışkanlığını bir yaşam biçimi haline getirmesi gerektiğini söyledi.