‘İstanbul’ Etiketli Yazılar

Çocuk adalet sistemi, mercek altına alınıyor

Kasım 11th, 2011 | GeneL | 0 Comments

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı (TÇYÖV), 2005te kabul edilen Çocuk Koruma Kanununun çocuk adalet sisteminde yarattığı değişiklikleri ve uygulamadaki aksaklıkları tespit etmek amacıyla Türkiye Çocuk Adalet Sistemine Sivil Toplum Gözüyle Bakış adlı proje başlattı.

Türkiyede çocuk suçluluğu alanında çalışan ilk ve tek vakıf olan TÇYÖVün, Türkiyede çocuk dostu adalet yaklaşımının yerleştirilmesine ve bu yönde kalıcı politikalar oluşturulmasına katkı sağlamak amacıyla başlattığı projeye, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve Avrupa Birliği finansal destek sağladı.

Proje, suça sürüklenen 12-18 yaşındaki çocukların eğitimlerinin kesintiye uğraması, sosyal ilişkilerinin zedelenmesi ve yaşlarının gerektirdiği ihtiyaçlarının yeterince karşılanamaması gibi nedenlerle, yargılama süreçlerinde tüm hayatlarını etkileyecek sorunlar yaşayabileceklerinden yola çıkarak hazırlandı.

Proje kapsamında, Türkiyede 2005te kabul edilen Çocuk Koruma Kanununun uygulamadaki durumu, çocuk suçluluğunun son 5 yıldaki grafiği ve geldiği nokta incelenecek.

Devamını oku

2012-2013 yıllarına doğal renkler hakim olacak

Kasım 2nd, 2011 | Kadın | 2 Comments

CNR Holdingten yapılan açıklamaya göre, hazır giyim üreticilerinin yoğun ilgi gösterdiği Texbridge İstanbul Tekstil ve Aksesuarları Fuarını 3 günde 7 bin 350 yerli ve 1298 yabancı alıcı ziyaret etti.

Fuarın Impulsive adlı 2012 Sonbahar ve 2013 Kış trendlerinin sergilendiği trend alanı, Belçikalı tasarımcı Michel Minne tarafından hazırlandı.

Dünyanın önemli tekstil fuarlarının trendlerini belirleyen Michel Minne, 2012 ve 2013 yılında çevre konusunun önem kazanması nedeniyle hazır giyim sektöründe doğal renklerin hakim olacağını açıkladı.

Gelecek yıl ve 2013 yılında renklerin doğal tonlara döneceğini ifade eden Minne, bu eğilimle birlikte renklerin başka renklerden etkileneceğini ve başka renkler tarafından kirletileceğini, parlak renklerin toprak tonlarına, parlak kırmızı rengin kiremit rengine, koyu kırmızı rengin bordoya, sarı rengin hardal rengine dönüşeceğini belirtti.

Bunun yanı sıra detaylarda çarpıcı ve parlak renklerin kullanılacağını anlatan Minne, haki rengin detaylarda çok kullanılacağını, renklerin arasında parlak detayların olacağını ifade etti.

Dijital tutkusu giysilere de hakim olacakŞu an 30lu yaşlarında olan neslin internet ile büyüdüğünü ve günümüzde bu nesilin tasarımlarının hakim olduğunu anlatan Minne, bu genç nesil tasarımcıların ortaya çıkardığı tasarımların, yabancılaşmış dijital olarak tanımlandığını, yılan derisi, kertenkele derisi, leopar deseni gibi doğal desenlerin, bu neslin dijital tutkusu sonucu pikselleştiğini kaydetti.

Yine teknolojik gelişme ve baskı makinelerindeki gelişmeler sonucunda büyük baskıların da kumaşlarda görüleceğini belirten Minne, bu baskılarda birçok desenin birlikte, iç içe geçmiş şekilde kullanılacağını, günümüzde photoshop da tasarımcılar tarafından daha çok kullanıldığı için Avatar filmindekine benzer olağanüstü, renkli, çarpıcı tasarımların ortaya çıkacağını vurguladı.

Tasarımlarda kontrastların kullanılacağını ifade eden Minne, kalın kumaş ve ince kumaşın bir arada olduğu kıyafetler, parlak renk ile mat rengin bir arada kullanıldığı kıyafetlerin moda olacağını kaydetti

Kanser hastaları psikolojik destek almalı

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 0 Comments


Onkoloji Enstitüsü Psikososyal Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, kanser hastalarının psikolojik destek alması gerektiğini belirterek, Kişinin yaşadığı depresyon, bağışıklık sisteminin çökmesini hızlandırır. Dolayısıyla tedaviye katılımı bozulur. Bu nedenle psiko-onkolojik tedavi, genel tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır dedi.

Kanser psikiyatrisi ile ilgili dünya çapındaki en kapsamlı kongre olan 13. Dünya Psiko-Onkoloji Kongresi, Antalyada başladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün himayelerinde gerçekleşen ve 20 Ekime kadar devam edecek kongrede dünyanın dört bir yanından gelen bilim insanları, kanser psikiyatrisiyle ilgili son gelişmeleri ele alacak.

İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Konsültasyon-Liyezon Bilim Dalı Başkanı ve Onkoloji Enstitüsü Psikososyal Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, Dünya Psikoonkoloji Birliği Başkanı Magi Watson, İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsünden Prof. Dr. Adnan Aydıner ile kongre kapsamında basın toplantısı düzenledi.

Kanser hastasının takip ve tedavisinde psikolojik tedavi ve bakımın genel tedavinin ayrılmaz parçası olduğunu vurgulayan Özkan, Hem kanseri tedavi edeceksin, hem de hastanın ruhunu tedavi edeceksin. Kanserin yarattığı psikolojik sorunları ele alıp destek sunmak gerekiyor. Kişinin yaşadığı depresyon, bağışıklık sisteminin çökmesini hızlandırır. Dolayısıyla tedaviye katılımı bozulur. Bu nedenle psiko-onkolojik tedavi, genel tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır diye konuştu.

Toplumun yüzde 30unda klinik düzeyde tedavi gerektirecek ruhsal çöküntü olduğuna dikkati çeken Sedat Özkan, kanser hastasının takibinde stresin önemini vurguladı. Kanserle mücadele beden ve beynin ortak mücadelesidir. Kanser hastaları psikolojik destek almalı diyen Özkan, beyin ve ruh çökerse, hastanın bağışıklık sisteminin çöküşünün de hızlanacağını kaydetti.

 -Acıyarak yardım olmaz-İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesine başvuran kanser hastaların yüzde 20-30unun psikolojik destek aldığını, ülke genelinde bu rakamların daha alt seviyelerde olduğunu ifade eden Özkan, bazı hastaların psikolog ya da psikiyatriste gitme konusunda önyargılı olduğuna da değindi.

Ciddi travma ve depresyonun, organizmadaki kanser sürecini hızlandırdığına işaret eden Prof. Dr. Sedat Özkan, Kanserin seyrinde psikolojik, beyinsel faktörler doğrudan doğruya etkilidir. Sağlık sisteminde kanser hastalarına sadece kemoterapi değil, psikolojik destek de verilmeli diye konuştu.

Bu hastalara kucak açacağız ama acımayacağız, acıyarak, yadsıyarak onlara yardımcı olunmaz diyen Özkan, kanserin ölümü çağrıştırdığına ilişkin ön yargının da azaltılması gerektiğini söyledi. Daha dingin yaşayan, doğayla iç içe olan kanserli hastaların daha uzun yaşadığını da belirten Özkan, Duvarı nem, insanı gam çökertir. Kanser hastası aynı zamanda gam yaşarsa, kanseri daha kötü seyredecek şekilde ilerler dedi.

 -Türkiyenin bilimsel öncülüğü-Sedat Özkan, Türkiyenin kanser psikiyatrisinin Orta Doğu, Balkanlar, Kafkaslar, Türk Cumhuriyetleri ve Doğu Avrupa ülkelerinde de yaygınlaşması için bilimsel anlamda öncülük yaptığına işaret etti.

Kanser hastasının ailelerine düşen görevler olduğunu belirten Prof. Dr. Özkan, Hastanın uyumunun en iyi olduğu aileler, ilişkilerde dengeli, duyguların serbestçe ifadesine izin veren, çatışmaların az, işbirliğinin fazla olduğu ailelerdir. Aileler aşırı kaygılı olmamalıdır. Aile içi rollerin net olmaması, aşırı koruyuculuğun egemen olduğu, katı ve çatışmaları gözardı eden aile ortamları, hastanın uyumunu güçleştirmektedir dedi.

Dünya Psikoonkoloji Birliği Başkanı Magi Watson da, 2020 yılına kadar dünyadaki tüm kanser hastalarına psikodestek programlarının yürürlüğe girmiş olmasını sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Kanser hastalarının yüzde 20-25inde kriz ve destek ihtiyacının sözkonusu olabildiğini ifade eden Watson, Psikolojik destek gerektirecek hastaların sadece yüzde 10u destek alabiliyor dedi.

Watson, hastanın yanında ailenin de psikodestek alması gerektiğini vurguladı.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsünden Prof. Dr. Adnan Aydıner de, tüm kanser hastalarının psikiyatriden destek alması gerektiğini vurguladı. Psikoonkoloji için merkez ve bu alanda yetişmiş eleman sayısının az olmasının hastaların tedavi almasına engel olduğuna işaret eden Aydıner, Hasta psikolojisinin kanser tedavisinin başarısında son derece önemi var. Pozitif düşünen kanser hastaların hastalığının daha iyi seyrettiğine ilişkin kanıtlar var dedi

Gelen Aramalar

  • mail pdpsikodestek com