‘ Kırmızı et’ Etiketli Yazılar

Saçlara içten bakım!

Kasım 11th, 2011 | Sağlık | 0 Comments


Günlük 50-200 tel  dökülmesi normal. Ancak bundan fazla dökülme, beslenme düzeninizde bir şeylerin ters gittiğinin göstergesi

Saç, yüzümüzün en önemli aksesuarlarından biri. Kozmetik firmaları, tip ve cinsiyete göre saç sorunları için çok detaylı ürünler pazarlıyor. Ancak saç sağlığı sadece dışarıdan bakımla olmuyor, içten bakım için de doğru beslenme şart.Mevsim geçişleri, hormonal faktörler ve düzensiz yaşam tarzı, saçları yıpratıyor. Son zamanlarda saçlarınız cansız, parlaklığını yitirmiş ve kırılgansa beslenmenizi gözden geçirmenizi öneririm. Özellikle protein, demir ve diğer besin öğelerinden oluşan dengeli beslenme programıyla, saçlarınızı ışıltılı bir görünüme kavuşturabilirsiniz.

Saçlar, keratin proteininden oluşuyor. Cansız bir madde olduğundan, sağlıklı ve yeterli beslenme olmadan, protein veya diğer besinlerle zenginleştirilmiş sampuanlar, bakım ürünleri saçın uzamasına etki edemeyebiliyor.

Protein desteği

Nasıl vücudumuzda tüm sistemlerin düzenli işleyebilmesi için dengeli beslenme önemliyse aynı durum saçlarımız içinde geçerli.
Devamını oku

Bayram sabahı kavurma keyfi…

Kasım 11th, 2011 | Sağlık | 2 Comments


Marmara Üniversitesi (MÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda  Elmacıoğlu, kahvaltıda et tüketiminin yılda bir kez olduğunu, bayram kültürünün yaşatıldığını belirterek, Vatandaş, geleneksel kutlamaların yanında senede bir kere kahvaltıda kavurma yiyorsa, buna da çok keyifli bakmak lazım dedi.

Prof. Dr. Elmacıoğlu, Kahvaltıda et tüketimi senede bir kere oluyor. Çok taze bir et kesiliyor. Bunu da hoş görmek lazım. İnsanların bir bayram kültürü var. Vatandaş, geleneksel kutlamaların yanında senede bir kere kahvaltıda kavurma yiyorsa, buna da çok keyifli bakmak lazım. Psikolojik tatmine, ailenin bir araya gelmesine, geleneklerin yaşatılmasına çok ihtiyaç var günümüzde. Senede bir kere kahvaltıda kurban etini kavurup yemekle, ailede birlik ve beraberlik artar dedi.

Prof. Dr. Elmacıoğlu, yaptığı açıklamada, Kurban Bayramının, günümüzde yok olmaya başlayan, tüm ailenin bir araya geldiği ve yemek ziyafetleriyle masaların şenlendiği gelenek ve göreneklerin en güzel simgelerinden biri olduğunu söyledi.
Devamını oku

Yiyecekleri doğru saklamak için ipuçları

Kasım 2nd, 2011 | Yemek Tarifleri | 1 Comment


Hangimiz buzdolabının yanına çöp torbasını koyup da bir bir atmamıştır çürüyenleri, “Vah yazık oldu!” diye iç çekerek. Verilen paraya mı acımalı, kollarımız uzayarak taşıdığımız torbalara mı? Aylar önce derin dondurucuya konulanı pişirip de yemeli mi, üzeri küf tutmuş peyniri atmalı mı gibi sorular hep aklımıza takılır. İşte size yiyeceklerin daha uzun süre taze kalmasını sağlayacak yöntemler ve ne kadar sürede tüketilmeleri gerektiği ile ilgili ipuçları. Buradaki önerilere dikkat ederseniz yiyecekleri daha az ziyan ettiğinizi göreceksiniz.

Sütü mutlaka buzdolabının iç raflarında saklayın. Dolap kapağında saklanan şeyler, kapağı her açtığınızda sıcak havayla temas eder ve daha çabuk bozulur. Son kullanma tarihi ne olursa olsun süt kutusunu açtıktan sonra en fazla 3 gün içinde tüketmelisiniz.Dondurma derin dondurucuda 2-4 ay süreyle taze kalabilir.Yoğurt satın alındıktan sonra en fazla 7 gün içinde tüketilmelidir.Tereyağını hava almayacak şekilde sıkıca streç filme sardıktan sonra buzdolabında 1 ay, derin dondurucuda 6 ay boyunca bozulmadan saklayabilirsiniz.

Peynirler

* İzmir tulumu, mihaliç, eski kaşar peyniri ve hellim gibi sert peynirler hava almayacak şekilde sıkıca sarılıp buzdolabında 3-4 hafta tazeliğini kaybetmeden durabilir.* Peynir küflenmişse, 1-2 cm kalınlığında küflü bölgeyi kesip iyice temizledikten sonra yemekte bir sakınca yok.* Taze kaşar peyniri, dil peyniri gibi peynirler paket açıldıktan 3-4 hafta, krem peynirler 2 hafta boyunca buzdolabında tazeliğini korur.

Balıklar ve diğer deniz ürünleri

* Deniz ürünlerini alışverişi bitirmeden hemen önce satın almalısınız. En fazla 2 gün içinde de tüketmelisiniz.* Taze deniz ürünleri hava geçirmez, kapaklı, sıkıca kapatılmış bir kap içinde buzdolabında en fazla iki gün saklanabilir.*  Aldığınız dondurulmuş deniz ürünlerini eve gelir gelmez orijinal ambalajında derin dondurucuya koyun. Kullanacağınız zaman buzdolabında, soğuk su altında ya da mikrodalga fırında çözdürebilirsiniz.* Son kullanma tarihi geçen dondurulmuş ürünleri kesinlikle yemeyin. Aksi durumda bu yiyecekler zehirli olacaktır.

Sebzeler ve meyveler

* Meyveleri önceden değil, yiyeceğiniz zaman yıkayın. Çünkü nem çürümeyi hızlandırır.* Meyve ve sebzeleri bir arada tutmayın. Çünkü bazı meyveler etilen gazı üretir ve bu da yanındaki sebzelerin daha çabuk bozulmasına neden olur.* Sebze ve meyveleri delikli kapların içinde buzdolabında saklayabilirsiniz.* Birçok meyve ve sebzenin buzdolabında saklanması gerekir. Ancak bazılarının oda ısısında kalması daha iyidir. Domates, patates, sarımsak, soğan buzdolabına konmaması gereken sebzelerdendir. Bu sebze ve meyveler hava geçiren delikli kaplarda, direkt güneş ışığı almayan bir yerde durmalı. ¦ Aldığınız muzları 2-3 gün içinde tüketmeyecekseniz, buzdolabında saklayın. Kabukları kararırsa içi daha uzun süre sert kalacaktır.* Mantarları kağıt torbada buzdolabına koyun. Hava geçirmez bir kap içinde tutmak nemlenmesine ve pörsümesine neden olur.* Enginar, kuşkonmaz, kereviz gibi sebzelerin içeriğinde bulunan suyun azalıp tazeliğini kaybetmemesi için buzdolabında saklanmasında fayda var.

Etler

* Alışveriş yaparken en son etleri satın alın. Et sularının diğer yiyeceklere bulaşmaması için mutlaka ayrı bir poşete koyun.* Etleri buzdolabının en soğuk kısmında 2 ile 4 derece arasında saklayın. Çiğ etleri bir tabağa koyduktan sonra plastik bir poşetin içine koyun ki suları akıp diğer yiyeceklere bulaşmasın. Eğer eti aldıktan sonra 1-2 gün içinde tüketmeyecekseniz et paketini bir kez de alüminyum folyoya (et alüminyum folyo ile temas etmemeli) sarıp derin dondurucuya koyun ve üzerine paketlediğiniz tarihi yazın.* Et paketlerinin üzerine yazan saklama talimatlarına uyun. Eğer dolaba ne zaman koyduğunuzu hatırlamıyorsanız eti çöpe atın!* Kırmızı çiğ et buzdolabında en fazla 3-4 gün dayanır. Sosis ve salam paketi açıldıktan sonra 5 gün, füme etler 1 hafta dayanır.* Kırmızı et derin dondurucuda 6-12 ay, sosis ve salam 1-2 ay saklanabilir. Füme etleri dondurmak pek iyi bir fikir değildir.* Aldığınız kıymanın tamamını tüketemeyecekseniz, kavurup küçük kaplara bölerek derin dondurucuda saklayabilirsiniz. Hatta soğanla kavurursanız yemek yapacağınız zaman size epey vakit kazandıracaktır.* Eğer dondurmayacaksanız, tavuğu kullanma tarihinden önce tüketmelisiniz.* Pişmiş hindi veya tavuk eti 3-4 gün içinde tüketilmeli ya da dondurulmalıdır. Tavuk ve hindi eti derin dondurucuda 9-12 ay kadar saklanabilir.

Elektrikler kesilirse: Elektrik kesildiğinde buzdolabındaki yiyeceklerin ısınmasını, derin dondurucudakilerin de çözülmesini geciktirmek için dolap kapaklarını kapalı tutmalısınız. Buzdolabı kapağı açılmadan yiyecekleri 4 saat soğuk tutabilir. Derin dondurucu içi tamamen dolu iken 48 saat, yarı doluyken 24 saate kadar içindekileri donuk tutabilir. Derin dondurucudaki buzlar çözülmüşse içerideki yiyecekleri bir an önce tüketin.

Yumurta: Yumurta satın alırken son kullanma tarihine dikkat edin. Orijinal paketinin içinde buzdolabının orta veya alt rafında saklayın. Alt raflarda sıcaklık üst raflara göre daha az değişir. Yumurtalar buzdolabında 3 hafta kadar dayanır. Katı pişmiş yumurta kabuğu soyulmadan 1 hafta, yumurta akı 4 gün, yumurta sarısı ise sıkıca kapalı bir kapta 2 gün süreyle buzdolabında saklanabilir.  

Kurban Bayramında eti dikkatli tüketin

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 1 Comment

Kurban Bayramında eti dikkatli tüketin

Dr. Back-Up danışmanlarından Dr. Ayhan Tokgöz, Kurban Bayramında sağlıklı beslenme önerilerini paylaşıyor. Back-Upın koruyucu aile hekimliğini temel alan hizmeti Dr. Back-Up, üyelerine sağlık konusunda her türlü bilgilendirme, takip ve organizasyonel hizmet sunmaya devam ediyor. Dr. Back-Up Medikal Danışmanı Uzman Dr. Ayhan Tokgöz, sağlıklı ve keyifli bir bayram geçirmek isteyenler için beslenme önerilerini aktarıyor.

Kurban Bayramında kırmızı et tüketim miktarı ve sıklığının arttığını söyleyen Dr. Tokgöz, hayvansal kaynaklı proteinlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriklerinin fazla olduğuna dikkat çekiyor, kontrollü tüketilmeleri gerektiğini aktarıyor.

Dr. Back-Up Medikal Danışmanı Uzman Dr. Ayhan Tokgözün Kurban Bayramı için beslenme önerileri şöyle:

• Sabah mutlaka kahvaltı edin. Kahvaltınız hafif olmalı ve her besin grubunu içermeli.
• Günde ortalama 2-2,5 litre su içmeyi ihmal etmeyin.
• Bayram ziyaretlerinde çok fazla çay ve kahve ikramı olabilir. Çayı ve kahveyi kontrollü tüketin.
• Et tüketiminize paralel olarak sebze tüketimini de arttırın.
• Yeni kesilmiş kurban etinin sindirimi çok zordur, hazımsızlık yapabilir. Ayrıca sert olduğu için pişmesi de zordur. Buzdolabında 1-2 gün beklettikten sonra tüketebilirsiniz.
• Ziyaretlerde ikram edilen ağır tatlılardan kaçının. Tercihiniz meyve veya sütlü tatlılar olmalı.
• Kurban etinin çok yağlı kısımlarını tüketmeyin.
• Lezzeti arttırmak için kurbanın iç yağlarını kullanmayın.
• Etleri kavurmayın, kızartmayın. Buğulama, ızgara ve haşlama etleri tercih edin.
• Sakatatların ve kelle paçanın kolesterol ve yağ miktarı fazladır. Dikkatli tüketin.
• Kolesterolünüz varsa size ikram edilen kurbanlık et tüketiminiz sadece tadımlık olmalı.

Kurban keseceklerin de tüm etleri kısa zamanda tüketemeyeceklerine dikkat çeken Dr. Ayhan Tokgöz, eti doğru saklanmanın önemini de vurguluyor. Etin besin öğelerini kaybetmemesi ve mikroorganizmaların çoğalmaması için buzdolabında 0-2° derecede 3-5 gün, derin dondurucuda -18° derecede 3 ay saklanabileceğini belirtiyor.

Sigara lenfomaya neden oluyor

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 0 Comments


THD tarafından düzenlenen 37. Ulusal Hematoloji Kongresinin basın toplantısı, Sheraton Otelde düzenlendi.

Prof. Dr. Muhit Özcan, toplantının açılışındaki konuşmasına, Hakkarideki saldırıda şehit düşenlerin yakınlarına başsağlığı dileğinde bulunarak başladı. THDnin 44. yılını kutladıklarını anımsatan Özcan, kongre kapsamında Fahir Atakoğlu tarafından yarın verilecek konserin tasarımını değiştirdiklerini, şehitlere adanan özel bir konser olacağını, konserin ağıt tarzında gerçekleşeceğini söyledi.

Daha sonra derneğin çalışmaları hakkında bilgi veren Özcan, hematoloji alanında eğitim gören öğrencileri, aile hekimlerini ve hastalarını hedef kitle olarak aldıklarını ve bu yönde eğitimler verdiklerini anlattı.

-Sigara Hodgkin Lenfomaya neden oluyorYeni bir bilgi olarak sigara içmenin lenfomaya neden olduğunun tespit edildiğini bildiren Özcan, Sigaranın felaketlerine yeni birisi eklendi. Sigara içmenin Hodgkin Lenfomaya yol açtığı anlaşıldı. Bir insanın lenfoma olma riskini 1 olarak kabul ederseniz. İçilen her bir sigara ile bu risk artıyor. Yaşlı erkekler sigara tüketiyorlarsa lenfoma riski yüzde 80 kadar artıyor diye konuştu.

Özcan, bu bilgiye ulaşmak için milyonlarca veri tabanının tarandığını ve meta analiz yapılarak bunun ortaya çıktığını kaydetti.

-Gebelikteki kansızlık, çocukta astıma neden-ABDde Mount Sinai Tıp Merkezi Radyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Lale Kostakoğlu ise, lenfoma tedavisi sırasında erken dönemde elde edilen Pozisyon Emisyon Tomografisinin (PET) kemoterapiye hassasiyeti ve uzun süreli yanıtı belirleyici olarak klinik uygulamalarda önemli bir yer alabileceğini anlattı.

Kostakoğlu, bu konuda onkologların tedaviye hassasiyetin erken dönemde yansıtılması konusunda çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, PETin etkinliğinin ispatlanması durumunda kemoterapideki kür sayısının azaltılabileceğini kaydetti.

THD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Teoman Soysal, ABDde yapılan bir çalışmaya değinerek, 597 aile üzerinde yapılan çalışmayla ailelerdeki doğumları gebelik sırasında kansızlığı olan annelerin çocuklarının takip edildiğini söyledi.

Bu çocukların doğumdan sonraki ilk yıllarında yüzde 22 oranında astım ve benzeri belirtiler gösterdiklerinin belirlendiğini anlatan Soysal, 6. yılda takip edildiklerinde ise bu oranın hala yüzde 17 düzeyinde kaldığı belirlenmiş. Bu da gebelikteki kansızlığın çocuklar üzerindeki etkilerine bir yenisi olarak ortaya çıkmış durumda dedi.

Kansızlığın çok önemli bir problem olduğunun altını çizen Soysal, dünya üzerinde kansızlık oranının yüzde 40 civarında olduğunu ifade ederek, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiyenin, yüzde 20-39 arasında kansızlık beklenen kuşakta yer aldığını aktardı.

Soysal, folik asitin gebelik dönemindeki önemine dikkat çekerek, folik asitin eksik olması durumunda çocuğun nörolojik gelişme bozukluklarının olabileceğini belirtti.

THD Genel Sekreteri Prof. Dr. Mutlu Arat, ameliyat olacak hastalarda kansızlığın önemine dikkat çeken bir konuşma yaptı. Arat, ameliyat olan hastalarda ameliyat öncesi kansızlık olması durumunda ölüm ve komplikasyon riskinin görülebileceğini belirterek, yapılan bir araştırmaya göre 225 bine yakın ameliyat olacak hastanın yüzde 30unda kansızlığın olduğunun tespit edildiğini aktardı.

THD Araştırma Sekreteri Prof. Dr. Muzaffer Demir ise, yaşlı kişilerin de kansızlık için hedef kitle olduğunu belirtti.

Beslenmenin önemine değinen Demir, besinsel nedenlere bağlı olmayan kansızlığın da yaşlı insanlarda görülebileceğini kaydetti.

-Demir eksikliği çocukta IQ düşüklüğüne neden olabiliyor-Bir gazetecinin, Kansızlıkla mücadeleye ilişkin sorusu üzerine, THD Yönetim Kurulu Üyesi Soysal, kansızlığın en büyük nedeninin demir eksikliğine bağlı olduğunu söyledi.

Demirden en zengin besin kaynağının kırmızı et olduğunu anlatan Soysal, gebelikte kansızlık olması durumunda demir verildiğini kaydetti.

Folik asitin olduğu besinler arasında ise karaciğer, yumurta, yeşil yapraklı besinlerin yer aldığını belirten Soysal, anne sütünün de demir açısından zengin olduğunun altını çizdi.

THD Araştırma Sekreteri Prof. Dr. Muzaffer Demir ise, Demir eksikliği olan bir kadının çocuklarının IQsunun, demir eksikliği olmayan bir kadının çocuklarının IQsundan düşük olduğu belirlendi. İki, üç doğumdan sonra yerine demiri koymazsanız, sizin büyümekte olan toplumunuzun IQ düzeyinini düşünün. Son derece önemli halk sağlığı sorunudur diye konuştu