‘ obezite’ Etiketli Yazılar

Fazlalıklar içeri kıvrımlar dışarı

Ekim 31st, 2011 | Kadın | 1 Comment


Şimdiden söyleyelim bu kulüpten çıkmanın tek yolu yağları dışarı atmak için geliştirilen estetik yöntemlerden yardım almak!

Beklenen yaz sonunda geldi şimdi denize girme, kumsalda dolanma zamanı… Peki siz niye bu kadar üzgünsünüz yoksa fazlalıkları mı dert ediyorsunuz? O zaman dertli başınızı kaldırın ve estetik dünyasındaki son gelişmelerden biri ile tanışın. Liposuction dünyada en çok yapılan estetik cerrahi ameliyatı olarak kabul ediliyor ve ülkemizde de neredeyse birinci sırada geliyor. Bu durumun en önemli nedeni ise son 20-30 yılda obezite ve bölgesel yağlanma sorununun artması. Fakat liposuction bazı durumlarda en iyi yöntem olsa da uzun süren şişlik, morluk, acı ve ciltte oluşan çukurluklar nedeniyle hastaları korkutabiliyor. Bu dezavantajlardan yola çıkılarak geliştirilen yöntemlerden biri de Slim Lipo. Bu, aslında bir lazer liposuction yöntemi. Tek farkı daha kısa sürede daha hızlı sonuç vermesi. Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hüseyin Güner, “Bu yöntem fiber optik uzantısı olan bir lazerin liposuction borusunun içinden geçirilip yağı eritmesiyle ortaya çıktı. Uygulamada sadece yağ dokusunun eritilmesi hedefleniyor. Diğer dokulara dokunulmuyor. Lazer, yağ dokusunu gördüğünde bütün enerjisini ona aktarıyor ve yağ dokusunu eritmeye çalışıyor, böylece çevredeki dokulara zarar verilmeden işlem yapılmış oluyor” diyor.

Karın geriliyor, bacaklar düzeltiliyor

Lazer ile germe işlemi de yapılıyor. Op. Dr. Hüseyin Güner, eskiden her hastaya cerrahi yolla müdahale ederek karın germe ameliyatı yaparken şimdi sadece 10 hastanın 7 tanesine cerrahi uyguladıklarını belirtiyor. Bu yöntem sayesinde daha az cerrahi müdahale yapılmış oluyor ve hasta daha hızlı sürede gündelik yaşamına dönüyor.

Kalın ayak bileği sorunu da en çok görülen fakat en zor çare bulunan sorunlardan biri. Eskiden bu bölgeye liposuction yapmak zorlu bir işlemdi ve hasta üç ay varis çorabı giymek zorunda kalırdı. Bu yöntemle birlikte ayak bileğindeki yağ alınıyor ve hastanın iki hafta varis çorabı kullanması yeterli oluyor. Yine aynı uygulamayla çarpık bacakların da düzeltilmesi hedefleniyor.

Operasyondan önce yapılması gerekenler

Op. Dr. Hüseyin Güner, estetik müdahalelerden önce iyi bir araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor ve “Hastalar, işlerini doktorlarına sorarak planlamalı. Çoğu hasta slim lipo işleminden sonra aynı gün işine dönebiliyor. Ama kişinin analiz edilmesi gerekiyor. Kimi hastanın ağrı eşiği düşük olabiliyor ya da birden fazla bölgeye müdahale edilebiliyor. Hastalar bu işlemden sonra spora bir hafta içinde başlayabiliyorlar. Denize ise 10 gün içinde girebiliyorlar” diyor. Uygulama sonrasında birkaç noktada ufak kızarıklık ve küçük morluklar olabiliyor.

YÜZ GERME AMELİYATI TARİH OLUYOR

Çene kenarlarının ve gıdı yağlarının da bu yöntemle eritilmesi hedefleniyor. Germe moduyla kesi olmadan yüz gerilebiliyor. Hastaların yüzde 50-60ı için bu yöntem çok uygun. 50 yaşındaki bir kadın yüz germe için geldiğinde 1 saat içinde işlem tamamlanıyor. Op. Dr. Hüseyin Güner, “Yüz germe gerçekten gerekiyorsa yüzün 2/3lük kısmına lazer uyguluyoruz, dış kısmından da sadece cilt çıkarma işlemi yapıyoruz ve hastayı aynı gün taburcu ediyoruz. Çok ufak bir izle hasta istediği görüntüye kavuşuyor. Eskisi gibi yüzü açıp uğraşmıyoruz” diyor.

Hedef: Daha ince kollar

Lazer, kol bölgesine de uygulanabiliyor. Bu yöntemde kolda sarkma çok az görülüyor. Op. Dr. Hüseyin Güner, “Eskiden kolunda fazlalık olan her hastaya cerrahi yani kesi yöntemi önerirken şimdi 20 hastadan birine cerrahi öneriyoruz. Hasta çok ileri yaştaysa ve kol içinde çok fazla kırışıklık varsa kırışıklığın da tedavi edilmesini istiyor. Slim Lipo ile sarkmayı engellemek mümkün ama kırışıklıkları tam olarak geçiremiyoruz” diyor.

Göz altı torbalarına veda!

Lazer, yağ olan her bölgeye uygulanabiliyor. Op. Dr. Hüseyin Güner, “Saçlı derinin altında bir yağ birikmesi varsa bunu keserek almaktansa lazerle eritebiliyoruz. Göz çevresindeki yağ fazlalıkları için de bu yöntem kullanılıyor. Çok ince bir fiberle göz çevresindeki fazlalıklar kesi yapmadan yok edilebiliyor. Lazer fiber, bir iğne deliğinden yağa tutuluyor ve o bölgeye parmakla dokunduğunuzda erimiş yağ dışarı çıkıyor. O ince deliğin kapanması da yarım saat bile sürmüyor. Hasta sonrasında hemen gündelik hayatına dönebiliyor. Eğer göz çevresinde kırışıklık sorunu da varsa başka bir lazer daha uyguluyoruz ve cildi geren bu lazerden sonra da hastanın istediği görüntüye kavuşmasına yardımcı oluyoruz. İşlem yaklaşık 15 dakika sürüyor” diyor.

Meme küçültülüyor

Yöntemle, meme küçültme de yapılabiliyor. 35 yaşını geçmiş iri memeli hastalar bu işlem için çok uygun. Çünkü bu yaşlarda memede süt üreten kısım azalırken yağ dokusu artıyor. Lazer, yağı eritmeye ve memeyi küçültmeye yardımcı oluyor.

Hasta sonuçları ne zaman görüyor?

Hastanın ilk kontrolü işlemden sonraki dördüncü gün oluyor ve o zaman bile fark görülüyor. Belden yukarı olan kısımlarda daha hızlı sonuç alınıyor. Dizden aşağıda olan kısımlar, kalpten uzak olduğu için dolaşım problemleri nedeniyle daha geç ortaya çıkıyor. Ama 1 ya da 1.5 ay içinde iyileşmenin yüzde 60ı görülüyor. Ayak bileğinde ise hastanın bazen 2 ay beklemesi gerekebiliyor.

Tekrar kilo alınıyor mu?

Op. Dr. Hüseyin Güner, “Hastayı iyi değerlendirmek gerekiyor. Hasta tek bir şikayetle başvursa da baktığınız zaman karın diye geldiğinde basen üzerinde kalan, sırta uzanan kısımlarda da yağ görülebiliyor. Hastalar bize karın için gelirler fakat sadece karın bölgesini yaparsak ve diğer bölgelerin de alınmasına ihtiyaçları olduğunu söylemezsek karın düz, diğer bölgeler çıkıntılı oluyor. Bu tip yöntemler, zayıflama yöntemi değil. Yağ fazlalığı olan bölgeleri tedavi ediyoruz ama hasta kilo alırsa o bölgeden şişmanlama ihtimali her zaman bulunuyor. Biz bir şekil oluşturuyoruz, o şekil bozulmadan hasta kilo alıyor ve kilo veriyor” diyor.

İz kalmıyor

Uygulama sırasında kullanılan fiberler çok küçük ve ince olduğu için cilt altına girdiğinde sadece bir iğne izi bırakıyor. Bu iz de yapılan işlem bölgesine göre 5-6 dakika ya da 24 saat içinde geçiyor.

DİKKAT!

Hastalar bu işlemden önce aspirin ve kan sulandırıcı içmemeli. Balık yağı, Omega 3, Quenzim Q 10, ginseng, ginko bloba, sarımsak hapı gibi bitkisel ya da hayvansal besin takviyelerinin ciddi kan sulandırıcı etkileri bulunuyor. Mutlaka doktorlarına işlemden önce bunları belirtmeleri gerekiyor.

Liposuctiondan farklı

Liposuctiondan sonraki en büyük şikayetlerden biri iyileşmenin geç olması yani ağrı, şişlik, morluk olması, genel anestezi tercih edilmesi, lokal sedasyonla yapılacaksa da dışarıdan takviye olması, 4-8 hafta korse kullanılması. Ayrıca liposuctiondan sonra ciltte girinti çıkıntı da olabiliyor. Çünkü liposuction kanülleri, yağ almak için cilt altına girip, ileri geri hareket ettirilirken bağlar kopabiliyor. Bu bağlar koptuktan sonra tekrar aynı yere yerleşmesi için korse kullanılıyor. Ama lazer teknolojisindeki kanülle hiçbir şey vermeden yağ eritilebiliyor. Sonra çok ince bir fiberle hızla alınabilecek kadar yağ alınıyor, 3-4 gün sonra da hasta korseyi çıkartabiliyor.

Nilgün Yıldız

Formsante Dergisi Haziran 2011 Sayısı

Göbek eritmeye yardımcı basit egzersizler

Vücut ağırlığına değil, yağ oranına dikkat

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 1 Comment


Ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilen ve başta diyabet, kanser, kalp krizi, yüksek tansiyon ve inme gibi hastalıkların ortaya çıkmasında önemli olan obezitede, vücut ağırlığı değil, yağ oranındaki anormal artış tehlike sinyali veriyor.

Uzmanlar, yağın vücutta biriktiği yerin de önemli olduğu, özellikle erkeklerde sıkça görülen karın bölgesindeki yağlanmanın risk taşıdığı ve obezitenin çocukları da tehdit eder bir düzeye geldiği uyarısında bulunuyor.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayla Harmancı, obezitenin her geçen gün giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.

Obezitenin, genel olarak vücuttaki yağ miktarının anormal şekilde artması olarak tanımlandığını belirten Harmancı, sıklıkla vücuttaki yağ miktarındaki artışa paralel olarak vücut ağırlığında da artış ortaya çıktığını ifade etti.

Harmancı, obezitenin genel olarak kişinin harcadığından daha fazla enerji alımı sonucu ortaya çıkan bir bozukluk olduğunu söyledi.      

Söz konusu hesaplamanın obezitenin tanısı için tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Harmancı, Çünkü unutulmaması gereken konu, obezite vücut ağırlığının değil, vücuttaki yağ miktarının anormal artışıdır diye konuştu.

Harmancı, yağların vücudun farklı bölgelerinde biriktiğini ve biriktikleri bölgelere göre de klinik önemlerinin değiştiğini ifade ederek, Örneğin, kadınlarda yağ birikimi sıklıkla kalça ve basen bölgelerinde ortaya çıkmaktadır ve armut tipi obezite olarak adlandırılmaktadır. Erkeklerde ise yağ birikimi başlıca karın bölgesinde ortaya çıkmakta ve elma tipi obezite olarak isimlendirilmektedir. Her iki durumda da vücut yağ oranı artmıştır dedi.

Yapılan çalışmalar elma tipi obezitenin daha ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını göstermektedir diyen Harmancı, bu nedenle obezite değerlendirilirken mutlaka bel çevresi ölçümünün de yapılması gerektiğine dikkati çekti.

-Tedavi, mutlaka kişiye özel yapılmalı-Harmancı, obezitenin genel olarak kişinin harcadığından daha fazla enerji alımı sonucu ortaya çıkan bir bozukluk olduğunu söyledi.

Bu dengenin bozulmasında çok farklı nedenlerin rol oynadığını dile getiren Harmancı, bu nedenle obezite tedavisinin mutlaka kişiye özel olarak planlanması ve farklı branşların işbirliği ile yapılması gerektiğini ifade etti.

Harmancı, hastaların tedavi öncesinde mutlaka, altta yatan başka bir hastalığının olup olmadığının belirlenebilmesi için bir endokrinoloji uzmanı tarafından detaylı olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.

Obezitenin, ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğinin altını çizen Harmancı, şunları kaydetti:Diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, kalp krizi, inme, safra kesesi hastalıkları, karaciğerde yağlanma, gastro-ösefagial reflü, adet düzensizlikleri, uyku apnesi, psikolojik sorunlar, eklemlerle ilgili hastalıklar ve bazı kanser türlerine neden olabildiğinden mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir.

-Türkiyede 10 erişkinden 4ü fazla kilolu, 3ü ise obez-Harmancı, obezitenin Türkiyede de giderek artış gösteren bir hastalık olduğunu belirterek, şu bilgiyi verdi:Ülkemizde son yapılan araştırmalar göstermektedir ki 10 erişkinden 4ü fazla kilolu, 3ü ise obezdir. Konunun bundan daha da üzücü ve endişe verici olan yanı ise obezitenin artık çocukları tehdit ediyor olmasıdır. Yapılan araştırmalar, anne-babası obez olan çocuklarda obezitenin daha sık görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bunda genetik etkenlerin yanı sıra yaşam şekli ve beslenme alışkanlıkları da rol oynamaktadır. Bu nedenle hem kendi hem de çocuklarımızın sağlığı için obezitenin mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğu gerçeği kavranmalı ve büyük bir kararlılık ve azimle bu hastalıkla savaşılması gereklidir.

Dünya genelinde sağlık bakanlıklarının da obezite ile mücadeleye önem verdiğini ve bunun için farkındalık projeleri hazırladığını belirten Harmancı, basın yayın organlarının da konuya hassasiyet içinde yaklaştığını ifade etti.

Harmancı, tüm bu çalışmaların dahi obezitenin kontrol altına alınabilmesi henüz yeterli olmadığını bildirerek, bireysel olarak da herkesin düzenli fiziksel aktiviteyi, sağlık beslenme alışkanlığını bir yaşam biçimi haline getirmesi gerektiğini söyledi.

Anne adaylarına balık uyarısı!

Ekim 29th, 2011 | Kadın, Sağlık | 0 Comments


Prof. Dr. Sermet Sağol, Denizlerimiz ve doğamız giderek artan kirlilikle sağlığımızı tehdit eder duruma geldi, avcı balıklar olarak nitelendirdiğimiz kılıçbalığı, orkinos gibi balıkların kas protein dokularına bağlanan cıva, kurşun gibi inorganik ağır metallerin artışı gözlenmektedir. Özellikle gebelik dönemlerinde bu tür besinlerin tüketilmesi çocukta santral sinir sistemi hastalıkları, görme bozuklukları ve duyu kaybı gibi hastalıklara sebep olmaktadır. Bu nedenle anne adayları ve gebeler aşırı balık tüketiminden kaçınmalı. Diğer yandan bu dönemde anne adaylarınin haftada bir öğün olmak şartıyla balık tüketmeleri omega 3 açısından çok önemlidir. Balık tüketimi ölçülü ve dikkatli yapılmalıdır dedi.

Prof. Dr. Sağol, gebelik dönemine ilişkin diğer önemli bir konunun da kafein tüketimi olduğunu söyledi. Çocuk sağlığı için anne adaylarının kafein tüketimine de dikkat etmeleri gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Sağol, Aşırı kafein tüketimine bağlı gerçekleşen gebelik kaybı ve erken doğum riski olduğu göz önünde bulundurmalı. İyi demlenmiş bir bardak çay, bir fincan kahve günlük tüketim için yeterli. Fazlası belirttiğimiz riske sebep olur diye konuştu.

OBEZİTEYE DİKKAT

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Ana Bilim Dalından Uzm. Dr. Özgür Yeniel ise Gebelik sürecinde anne karnında maruz kalınan en önemli hastalıkların başında obezite gelmektedir. Bu hastalığın nedenleri arasında fastfood olarak adlandırılan yüksek kalorili hazır yiyecekler gelmektedir. Öte yandan anne adayları bu dönemde çok yemek yerine öğünleri sadece 1- 2 kaşık artırarak bol karbonhidratlı besinler, sebze, meyve ve folik asit bulunduran tabletler tüketmeli ve aşırı kilodan kaçınmalıdırlar. Aksi takdirde çocuğun anne karnında gebelik şekeri ve obeziteye yakalanma riski artar dedi.