‘ psikiyatri’ Etiketli Yazılar

Boğulma korkunuz mu var?

Ekim 31st, 2011 | Kadın | 2 Comments


Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi (BRSHH) Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. K. Fatih Yavuz, suda boğulma korkusunda en etkili tedavinin psikoterapi ile sağlandığını açıkladı. Etkili olan tek psikoterapi yönteminin ise bilişsel-davranışçı terapi olduğunu belirten Dr. Yavuz, “Bilişsel-davranışçı terapiyle yaklaşık 1 ila 7 seans arasında kişi tedavi edilebilir. Bu süreçte psikoterapist danışanla beraber korkusunun nedenleri üzerinde çalışır ve hedefe ulaşmakla ilgili ortak bir yol haritası planlayarak uygulamaya geçerler” dedi.

Suda boğulma korkusunun temelinde kişinin bu konudaki bazı inançlarının yer aldığını ve bu inançları iki kısım altında topladıklarını hatırlatan Yavuz, şöyle devam etti: “ Birincisi, bu bireyler suda boğulma ihtimalini olduğundan daha fazla, olası boğulma sonrası hayatta kalma ihtimalini de olduğundan daha az görmektedirler. Yani onlara göre suda boğulma çok kolay ve sık olarak meydana gelmekte ve kurtulma ihtimali de çok az olmaktadır. İkinci kısımda ise bu bireylerin herhangi bir boğulma tehlikesi geçirmeleri halinde bu tehlikeyle baş edemeyeceklerine dair olan inançlar bulunur. Bu iki inanç paketi gerçek hayatla uyumlu olmadığından kişiler suya girmekten çekinirler ve bu da toplum tarafından ‘suda boğulma korkusu olarak adlandırılır.”

Suda boğulma korkusuyla ilgili dünyada ve ülkemizde çok net araştırma sonuçları olmadığını aktaran Yavuz, “Ancak bütün özgül fobilerin toplam görülme sıklığının yüzde 9 civarında olduğu düşünüldüğünde suda boğulma korkusunun yüzde 1 veya daha düşük oranda olduğunu söyleyebiliriz. Tabii ki tedavi olma amacıyla uzmana başvurma oranları her rahatsızlıkta olduğu gibi çok daha düşük olmaktadır” diye konuştu.

Dr. Yavuz, suda boğulma korkusunun bir kişide ortaya çıkması için kişinin boğulma tehlikesi atlatmasının gerekli olmadığını da vurguladı.

Çocuklarda daha sık görülüyor

Denizden korkmanın psikolojik bir rahatsızlık olduğunu hatırlatan Yavuz, şunları kaydetti: “Bu rahatsızlık çocuklarda da oldukça sık görülmektedir. Bununla birlikte zamanla kendiliğinden geçebileceği gibi tedavi de gerektirebilir. Anne babaların yapması gereken öncelikle çocuklarını denize girme konusunda zorlamamaları, eğer süreklilik arz etmeye başlamışsa bir psikiyatri uzmanından yardım almalarıdır.”    

Kanser hastaları psikolojik destek almalı

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 0 Comments


Onkoloji Enstitüsü Psikososyal Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, kanser hastalarının psikolojik destek alması gerektiğini belirterek, Kişinin yaşadığı depresyon, bağışıklık sisteminin çökmesini hızlandırır. Dolayısıyla tedaviye katılımı bozulur. Bu nedenle psiko-onkolojik tedavi, genel tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır dedi.

Kanser psikiyatrisi ile ilgili dünya çapındaki en kapsamlı kongre olan 13. Dünya Psiko-Onkoloji Kongresi, Antalyada başladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün himayelerinde gerçekleşen ve 20 Ekime kadar devam edecek kongrede dünyanın dört bir yanından gelen bilim insanları, kanser psikiyatrisiyle ilgili son gelişmeleri ele alacak.

İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Konsültasyon-Liyezon Bilim Dalı Başkanı ve Onkoloji Enstitüsü Psikososyal Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, Dünya Psikoonkoloji Birliği Başkanı Magi Watson, İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsünden Prof. Dr. Adnan Aydıner ile kongre kapsamında basın toplantısı düzenledi.

Kanser hastasının takip ve tedavisinde psikolojik tedavi ve bakımın genel tedavinin ayrılmaz parçası olduğunu vurgulayan Özkan, Hem kanseri tedavi edeceksin, hem de hastanın ruhunu tedavi edeceksin. Kanserin yarattığı psikolojik sorunları ele alıp destek sunmak gerekiyor. Kişinin yaşadığı depresyon, bağışıklık sisteminin çökmesini hızlandırır. Dolayısıyla tedaviye katılımı bozulur. Bu nedenle psiko-onkolojik tedavi, genel tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır diye konuştu.

Toplumun yüzde 30unda klinik düzeyde tedavi gerektirecek ruhsal çöküntü olduğuna dikkati çeken Sedat Özkan, kanser hastasının takibinde stresin önemini vurguladı. Kanserle mücadele beden ve beynin ortak mücadelesidir. Kanser hastaları psikolojik destek almalı diyen Özkan, beyin ve ruh çökerse, hastanın bağışıklık sisteminin çöküşünün de hızlanacağını kaydetti.

 -Acıyarak yardım olmaz-İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesine başvuran kanser hastaların yüzde 20-30unun psikolojik destek aldığını, ülke genelinde bu rakamların daha alt seviyelerde olduğunu ifade eden Özkan, bazı hastaların psikolog ya da psikiyatriste gitme konusunda önyargılı olduğuna da değindi.

Ciddi travma ve depresyonun, organizmadaki kanser sürecini hızlandırdığına işaret eden Prof. Dr. Sedat Özkan, Kanserin seyrinde psikolojik, beyinsel faktörler doğrudan doğruya etkilidir. Sağlık sisteminde kanser hastalarına sadece kemoterapi değil, psikolojik destek de verilmeli diye konuştu.

Bu hastalara kucak açacağız ama acımayacağız, acıyarak, yadsıyarak onlara yardımcı olunmaz diyen Özkan, kanserin ölümü çağrıştırdığına ilişkin ön yargının da azaltılması gerektiğini söyledi. Daha dingin yaşayan, doğayla iç içe olan kanserli hastaların daha uzun yaşadığını da belirten Özkan, Duvarı nem, insanı gam çökertir. Kanser hastası aynı zamanda gam yaşarsa, kanseri daha kötü seyredecek şekilde ilerler dedi.

 -Türkiyenin bilimsel öncülüğü-Sedat Özkan, Türkiyenin kanser psikiyatrisinin Orta Doğu, Balkanlar, Kafkaslar, Türk Cumhuriyetleri ve Doğu Avrupa ülkelerinde de yaygınlaşması için bilimsel anlamda öncülük yaptığına işaret etti.

Kanser hastasının ailelerine düşen görevler olduğunu belirten Prof. Dr. Özkan, Hastanın uyumunun en iyi olduğu aileler, ilişkilerde dengeli, duyguların serbestçe ifadesine izin veren, çatışmaların az, işbirliğinin fazla olduğu ailelerdir. Aileler aşırı kaygılı olmamalıdır. Aile içi rollerin net olmaması, aşırı koruyuculuğun egemen olduğu, katı ve çatışmaları gözardı eden aile ortamları, hastanın uyumunu güçleştirmektedir dedi.

Dünya Psikoonkoloji Birliği Başkanı Magi Watson da, 2020 yılına kadar dünyadaki tüm kanser hastalarına psikodestek programlarının yürürlüğe girmiş olmasını sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Kanser hastalarının yüzde 20-25inde kriz ve destek ihtiyacının sözkonusu olabildiğini ifade eden Watson, Psikolojik destek gerektirecek hastaların sadece yüzde 10u destek alabiliyor dedi.

Watson, hastanın yanında ailenin de psikodestek alması gerektiğini vurguladı.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsünden Prof. Dr. Adnan Aydıner de, tüm kanser hastalarının psikiyatriden destek alması gerektiğini vurguladı. Psikoonkoloji için merkez ve bu alanda yetişmiş eleman sayısının az olmasının hastaların tedavi almasına engel olduğuna işaret eden Aydıner, Hasta psikolojisinin kanser tedavisinin başarısında son derece önemi var. Pozitif düşünen kanser hastaların hastalığının daha iyi seyrettiğine ilişkin kanıtlar var dedi

Gelen Aramalar

  • mail pdpsikodestek com