‘ sağlık’ Etiketli Yazılar

Tatil sendromuna dikkat!

Kasım 11th, 2011 | Sağlık, Tatil | 1 Comment


Kurban Bayramının yaklaşmasıyla tatil öncesi son hazırlıkları yapmaya başlarken uzun bir tatilin ardından nasıl işe adapte olunacağı endişesi de akıllarda yer etmeye başladı bile.

Zihnimizi boşaltmak bedenimizi rahatlatmak için keyif alarak geçireceğimiz bir zaman dilimi olması gereken tatil, işe nasıl döneceğim, nasıl adapte olacağım, düşünceleriyle sıkıntılı da geçebiliyor. Bunu engellemek için hoş vakit geçirilebilecek programları sadece tatil vaktiyle sınırlandırmamak çok önemli. Hayatınıza kattığınız küçük renkler, iş hayatınızdaki başarınızı da olumlu yönde etkileyecektir. Bu süreçte tatil öncesi ve sonrasında oluşan kişinin günlük hayatına adapte olmasını zorlaştıran tatil sendromunu, bu sendromu yaşamamak için yapılması gerekenleri Hisar Intercontinental Hospital Psikoloğu Gülşah YAHŞİden öğrendik.

Tatil sendromunu oluşturan en önemli şeyin tatil ruhuna kendini kaptırmak ve iş hayatına geri dönmeyecekmiş gibi yaşamak olduğunu dile getiren Yahşi, ‘Tatil öncesinde bu duyguları yaşamak, işlerimizde karşımıza çıkan aksaklıkların gizli sebeplerinden olabilir. Bu noktada önemli olan soru ‘Tatilin benim için anlamı nedir? olmalı.

Devamını oku

Bebeğinizin sağlığı sizin ve çocuğunuzun elinde

Ekim 29th, 2011 | Kadın, Sağlık | 1 Comment


Selçuk Üniversitesi (SÜ) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rahmi Örs, küçük çaplı enfeksiyonlardan bile hemen hasta olan bebeklerin büyük bölümünün ailenin ellerini yıkama konusunda yeterince dikkat göstermemesi nedeniyle kaynaklandığını bildirdi.

Prof. Dr. Rahmi Örs,  hava değişimiyle birlikte hastalık yapan virüslerin çoğaldığını, bu virüslerin en çok bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş çocukları ve bebekleri etkilediğini söyledi.

Kışın solunum yolları ve gribal enfeksiyonlar başta olmak üzere çeşitli hastalıkların görülme sıklığının arttığını vurgulayan Örs, çocukların en çok okul, kreş gibi kalabalık ortamlarda enfeksiyona yakalandığını dile getirdi.

Bebeklerin daha hassas vücut yapısına sahip olduğunu ifade eden Örs, pek çok ailenin bebeklerinin özellikle kışın çok sık hasta olmasından şikayet ettiğini hatırlattı.

-Hijyen için el temizliğine dikkat-Bebeklerde hastalıkların önlenmesi veya en aza indirilmesi için dikkat edilmesi gereken en önemli şeyin hijyen olduğuna dikkati çeken Örs, bebeklerin küçük çaplı enfeksiyonlardan bile hemen hasta olabileceğini, enfeksiyonların büyük bölümünün elle temasla bulaştığı için bebeklerin bakımıyla ilgilenen kişilerin ellerini sıkça yıkaması gerektiğini söyledi.

Kendilerine gelen bebek hastalardan büyük bölümünün ailelerin ellerini yıkama konusunda yeterince dikkat göstermemesi nedeniyle kaynaklandığının tespit edildiğini anlatan Örs, şunları kaydetti:Bu nedenle bebeğin bakımını yapan kişilerin bebekle temastan önce, bebeğin altını değiştirirken veya karnını doyururken mutlaka ellerini yıkaması gerekir. Hijyen için sadece ona bakan kişinin ellerini yıkaması yetmez. Bebeğin veya çocuğun elleri de sıkça yıkanmalı veya eller kolonyalı mendille temizlenmelidir. Ayrıca hasta eden virüslerin arttığı kış aylarında bebeğin soğuktan korunmasının da vücut direncinin düşmesini, hasta olmasını önleyebilir. Özellikle bebeklere başlarının üşümemesi için şapka giydirilmelidir. Bebeğin terleyip üşümesini önlemek için aşırı elbise giydirilmesinden kaçınılmalıdır.

-Hastalıkların önlenmesinde en etkili yöntem anne sütü-Yetersiz beslenmenin de bebeklerin hasta olmasındaki başlıca etkenlerden olduğunu, yetersiz beslenen bebeğin, sağlıklı beslenen bebeğe göre daha çok hasta olacağının altını çizen Örs, bebeklerin ve çocukların bütün gıdaları yeteri kadar alarak dengeli beslenmesine önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Örs, bu noktada anne sütünün hastalıkların önlenmesinde ciddi rol oynadığını, iki yaşına kadar emzirilen bebeklerin, sütle birlikte annelerinden enfeksiyonlara bağışıklık kazandıracak maddeleri yeteri kadar aldıkları için daha az hastalanacağını sözlerine ekledi.

Mısır gevrekleri kilo mu aldırıyor?

Ekim 29th, 2011 | Kadın, Sağlık | 0 Comments

Mısır gevrekleri kilo mu aldırıyor?

Floransa Üniversitesinden bir araştırma ekibi, yaşları 5-10 arasında değişen ve obezite başlangıcı teşhisi konulan çocukları inceledi.

Sabahları kahvaltıda bir yıldan uzun bir süredir düzenli olarak mısır gevreği yiyen çocuklarda aşırı kilo gözlemlendi.

Araştırmanın başındaki isim olan Luigi Barbaliani, yüksek kalitedeki mısır gevrekleri ve türevlerinin sağlıklı olduğunu ve kilo vermeyi desteklediğini belirtti. Ancak kilosuna dikkat eden kişilerin mısır gevreği alırken dikkatli olması gerekiyor. Çünkü bitkisel yağda kızartılan ve şeker şurubu eklenen bu gevrekler bazı katkı maddeleri de içeriyor.

Midenin çalışması ve sağlığı için zararlı olan bu maddeleri içeren mısır gevrekleri zayıflatmanın aksine kilo aldırıyor.

Markete gittiğinizde satın alacağınız mısır gevreğinin içeriğine dikkat etmeniz öneriliyor

Aşırı stresin zararı

Ekim 29th, 2011 | Kadın, Sağlık | 2 Comments

Aşırı stresin zararı


Bilim adamları stresli olduğumuz anlarda tatlı ve yağlı yiyecekler yeme isteğimizi tetikleyen bir gen buldular.

Yiyerek rahatlatan gen ayrıca tip-2 diyabetle de ilişkilendiriliyor.  Bu araştırmanın yeni diyabet ve zayıflama yöntemlerine yardımcı olması bekleniyor.Araştırmacı Dr. Alon Chen, ofiste stres altında çalışırken neden sürekli bisküvi tüketildiği ile ilgili bir sonuca varmak için yola çıktı.

Araştırmada fareler üzerinde yapılan deneyler sonucunda stres arttığında Ucn3 adı verilen bir proteinin genler tarafından uyarıldığı görülüyor.Beyinde üretilen bu protein kalp, kas, karaciğer ve pankreas üzerinde ciddi etkilere sahip. İştahı arttırıyor ve tokluk hissini belirliyor. Ayrıca kandaki şeker miktarını dengeleyen insülin hormonunun salgılanma oranını da etkiliyor.

Normalden daha fazla Ucn3 proteini verilen farelerde diyabet belirtilerine rastlandı. Araştırmalar Proceedings of the National Academy of Sciences isimli dergide yayınlandı.

Ucn3 ayrıca şekerli ve yağlı yiyeceklere olan isteği de arttırıyor. Yani aşırı stres altında bu besinleri tüketme isteği normalden daha fazla oluyor.

Ancak her gün düzenli olarak aktif hale getirilen bu sistem, belirli bir zaman sonra çok az stres söz konusu olsa dahi çalışmaya başlıyor. Bu nedenle kilo almaya ve hastalanmaya daha yatkın hale geliyoruz.İsraildeki Weizmann Enstitüsünden Dr. Chen, Stres, baş etmeniz gereken bir durum söz konusu olduğunda gereklidir. Örneğin bir köpekle karşılaştığınızda doğru hareket etmenizi sağlayan strestir. Strese bağlı olarak metabolizmanız değişir ve kaslara daha fazla glukoz gitmeye başlar. Ancak strese karşı etkin olan bu sistemin sıkı bir şekilde kontrol edilmesi gerekir.

Genlerin doğru zamanda harekete geçmesi önemlidir. Düzgün çalışmadıklarında psikiyatrik ve metabolik hastalıklara yol açabilir. dedi.

Ucn3 proteinini hedef alan ilaçlar diyabeti veya kilo alımını azaltabilir.

İngiliz bilim adamlarının yaptığı bir araştırmada İngilteredeki insanların 2/3ünde sağlıksız beslenme geni olduğu görülmüştür. İsminden de anlaşılabileceği gibi bu gen gereksiz bir şekilde yağlı ve şekerli yiyecekler yeme isteğini arttırıyor.Bu gene sahip kişiler her öğünde 100 kalori daha fazla alıyor.

Haftada alınan fazla kalori miktarı bu sayede 2100e çıkıyor

Eğir kökü doğal afrodizyak

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 2 Comments

Eğir kökü doğal afrodizyak


Eğir kökü binlerce yıldır farklı amaçlarla kullanılmaktadır.

Eski Mısır medeniyetinde güçlü bir afrodizyak olduğu bilinen bu bitki, Türkler tarafından bulaşıcı hastalıklara karşı kullanılmıştır.

17. yüzyılda talebin çok fazla olması bitkinin neredeyse soyunun tükenmesine neden olmuştur. Parfüm ve peruk yapımında kullanılmıştır. Bu bitkinin kökü bir çeşit sakız olarak da tüketilmiştir.

1960 ve 70li yıllarda üretilen şampuanların içine de bu bitkiden konmuştur.

Eğir kökü ayrıca şans, para ve sağlık getirdiği gerekçesiyle de kullanılmıştır. Mutfağın kenarına konduğunda iştahı kestiğine inanılırdı.

Eğir kökü Eski Mısır ve Hindistanda 2.500 yıldan fazla süreyle afrodizyak olarak kullanılmıştır. Avrupada iştah açıcı, sindirime yardımcı olarak, Kuzey Amerikada ise ateşe, karın ağrısına iyi geldiği için tercih ediliyordu.

Bağırsakları rahatlatan ve özellikle mide şikayetlerine karşı etkili olan eğir kökünün sağlığa gerçekten faydalı olup olmadığı hakkında şüpheler de mevcuttur.

Avrupa ve Amerika kökenli olanlar düşük zehirlilik oranına sahip olsa da Hint kökenli olanında yapılan araştırmadar kanserojen içerdiğine dair şüpheler uyandırmıştır.