‘ yaşam’ Etiketli Yazılar

Mısır gevrekleri kilo mu aldırıyor?

Ekim 29th, 2011 | Kadın, Sağlık | 0 Comments

Mısır gevrekleri kilo mu aldırıyor?

Floransa Üniversitesinden bir araştırma ekibi, yaşları 5-10 arasında değişen ve obezite başlangıcı teşhisi konulan çocukları inceledi.

Sabahları kahvaltıda bir yıldan uzun bir süredir düzenli olarak mısır gevreği yiyen çocuklarda aşırı kilo gözlemlendi.

Araştırmanın başındaki isim olan Luigi Barbaliani, yüksek kalitedeki mısır gevrekleri ve türevlerinin sağlıklı olduğunu ve kilo vermeyi desteklediğini belirtti. Ancak kilosuna dikkat eden kişilerin mısır gevreği alırken dikkatli olması gerekiyor. Çünkü bitkisel yağda kızartılan ve şeker şurubu eklenen bu gevrekler bazı katkı maddeleri de içeriyor.

Midenin çalışması ve sağlığı için zararlı olan bu maddeleri içeren mısır gevrekleri zayıflatmanın aksine kilo aldırıyor.

Markete gittiğinizde satın alacağınız mısır gevreğinin içeriğine dikkat etmeniz öneriliyor

Eğir kökü doğal afrodizyak

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 2 Comments

Eğir kökü doğal afrodizyak


Eğir kökü binlerce yıldır farklı amaçlarla kullanılmaktadır.

Eski Mısır medeniyetinde güçlü bir afrodizyak olduğu bilinen bu bitki, Türkler tarafından bulaşıcı hastalıklara karşı kullanılmıştır.

17. yüzyılda talebin çok fazla olması bitkinin neredeyse soyunun tükenmesine neden olmuştur. Parfüm ve peruk yapımında kullanılmıştır. Bu bitkinin kökü bir çeşit sakız olarak da tüketilmiştir.

1960 ve 70li yıllarda üretilen şampuanların içine de bu bitkiden konmuştur.

Eğir kökü ayrıca şans, para ve sağlık getirdiği gerekçesiyle de kullanılmıştır. Mutfağın kenarına konduğunda iştahı kestiğine inanılırdı.

Eğir kökü Eski Mısır ve Hindistanda 2.500 yıldan fazla süreyle afrodizyak olarak kullanılmıştır. Avrupada iştah açıcı, sindirime yardımcı olarak, Kuzey Amerikada ise ateşe, karın ağrısına iyi geldiği için tercih ediliyordu.

Bağırsakları rahatlatan ve özellikle mide şikayetlerine karşı etkili olan eğir kökünün sağlığa gerçekten faydalı olup olmadığı hakkında şüpheler de mevcuttur.

Avrupa ve Amerika kökenli olanlar düşük zehirlilik oranına sahip olsa da Hint kökenli olanında yapılan araştırmadar kanserojen içerdiğine dair şüpheler uyandırmıştır.

Vitaminin fazlası da zarar!

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 1 Comment

Vitaminin fazlası da zarar!


Uzmanlar vitaminlerin sadece vücutta yetersiz oldukları durumunda kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Archieves of Internal Medicine isimli dergide yayınlanan araştırmada vitamin fazlasının zararlı olduğuna değiniliyor.

50-60 yaşlarındaki kadınların geneli yeterli ölçüde beslenmelerine rağmen vitamin takviyesi almaya meyillidir.

Folik asit, B6, magnezyum, çinko, bakır ve demir özellikle ölüm riskini arttırmaktadır.

Uzmanlar, kişilerin bu vitaminleri almalarının tamamen kendi kararlarıyla olduğunu, doktorlar tarafından herhangi bir eksiklik teşhisi konmadığını belirtiyor.

Yararları ve zararları

38.000 kadın üzerinde yapılan araştırmada katılımcılar son 20 yıldır vitamin ve mineral taksiyesi alıyordu.

Bu verileri göz önünde bulundurarak yapılan inceleme sonucunda ancak tıbbi olarak bir gerek görüldüğünde vitamin takviyelerinin kullanılması gerektiği açığa çıktı.

Çünkü gereksiz yere kullanılan vitaminler tehlike arz edebiliyor.

Doğu Finlandiya Üniversitesinden Dr. Jaakko Mursu, Kanıtlara göre gerçekten ihtiyacı olup da bu takviyeleri kullanan kişi sayısının az olduğunu görüyoruz, dedi.

Araştırmada demir tabletlerinin ölüm riskini %2.4 oranında arttırdığı görülüyor.

Demir alımı gereğinden fazla oldukça kişideki risk de artıyor.

Kalsiyum tabletlerinin ise ölüm riskini azalttığı gözlemlendi.

Ancak doktorlar daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.

Ortaçağ vebasının genetik kodu çözüldü

Ekim 29th, 2011 | Sağlık | 1 Comment

Ortaçağ vebasının genetik kodu çözüldü

Londrada gömülü olan kurbanların DNAlarından alınan örnekler sayesinde bilim adamları ilk kez eski bir patojenin genomunu yeniden yapılandırmayı başardı.

Sonuçlardan elde edilen veba genomunun tüm yapısı sayesinde bilim adamları hastalıkların evrimini ve günümüzdeki bulaşıcı hastalıkların yapısını anlamayı umuyor. Önceki araştırmalar 1347-1351 yılları arasında Avrupayı kırıp geçiren hastalığın Yersinia pestis isimli bakterinin bir türevi olduğunu göstermişti. Alman, Kanadalı ve Amerikalı araştırmacılar hastalığın tüm yapısını çözmeyi başarmışlardı. Ekiple birlikte çalışan Kanada McMaster Üniversitesinden Hendrik Poinar, Genomik bilgiler bu bakteri çeşidinin günümüzdeki enfeksiyonların atası olduğu görülüyor. Günümüzde görülen salgınların her biri orta çağlarda görülen bu hastalığın bir türevi şeklindedir. Ölümcül bir patojen olan bu bakterinin daha iyi incelenip anlaşılması günümüzdeki salgın hastalıklara karşı daha etkili güvenlik önlemleri almamızı sağlayacaktır, dedi.DNAnın yeniden yapılandırılması ve derinden incelenebilmesi, günümüzdeki salgın hastalıklara sebep olan virüs ve bakterilerin atalarının tespit edilmesini sağlamıştır.

Uzmanlar bubonik vebanın izlerinin hala günümüzde var olduğunu ve yılda 2000 kadar insanın ölümüne neden olduğunu belirtiyor. Bu yılın başlarında Almanya ve Fransada ölümlere neden olan E.coli bakterisinin de veba bakterisinin DNA izlerine sahip olduğu tespit edilmişti. Araştırma için Poinarın ekibi kara ölüm kurbanlarının kemiklerini inceledi.Kurbanların vücutlarındaki diş özlerinde buldukları örneklere odaklandılar. Bu örnekler daha önce Y. pestis kalıntısı için incelenmişti ve vebanın bulaşmadığı DNA örneklerinden ziyade hastalığın DNAsını taşıyan hücreler içeriyordu.

1349u 1350ye bağlayan tarihlere ait olan kemikler araştırmacılara ortaçağ vebasına neden olan bakterinin yaşını hesaplama imkanı tanıdı. Araştırması Nature isimli dergide yayınlana Poinar, ekibinin 660 yıllık bir evrimi tespit ettiğini ve eski organizmalarının genetik yapısının çok az değişikliğe uğradığını belirtti.

Sıradaki adımın neden ölümcül olduğunu saptamak olduğunu da ekledi

Kırmızı turp mevsimi geldi!

Ekim 29th, 2011 | Sağlık, Yemek Tarifleri | 1 Comment

Kırmızı turp mevsimi geldi!

En güçlü antioksidanlardan olan A ve C vitamini ise kalp rahatsızlıklarına karşı etkilidir.

Ancak genelde salatalarda veya yan yemek olarak kullanılan kırmızı turpun çorbasını da yapmak mümkündür. Çıtır çıtır ve taze kırmızı turplar özellikle C vitamini açısından oldukça zengindir.

Kırmızı turpların özellikle yeşil kısmı köklerine oranla 6 kat daha fazla C vitamini barındırır ve iyi bir kalsiyum deposudur.

Kırmızı kafalarda bolca mobilden, potasyum ve folik asit mineralleri bulunur.

Kırmızı Turpun yararları şu şekilde sıralanabilir:

1. Diş, diş eti, sinir, saç ve tırnaklar için oldukça yararlıdır.
2.İştah açar.
3.Sinir ve stresi alır.
4.Solunum yollarına iyi gelir.
5.Sindirimi kolaylaştırır.
6.Nezle ve grip gibi hastalıklarda burnun akmasını engeller.
7.Böbrek taşlarına, hazımsızlığa ve aşırı kilolara karşı önerilir.
8.Verem hastalarına tavsiye edilir.
9.Diyabet hastalarının salatalık yanında kırmızı turp tüketmesi de gerekmektedir