Sigara eritiyor!

RADYO Ege Kampüste yayınlanan Egeden Sağlık programına konuk olan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Kirazlı, osteoropoz (kemik erimesi) hakkında bilgiler verdi.


Osteoporozun kemik doku yoğunluğunun azalması nedeniyle dayanıklılığın azalması olduğunu belirten Prof. Dr. Kirazlı, Hastalık en fazla genetik faktörlerden kaynaklı. Ailesinde kemik kırılması geçmişi olan kişiler daha dikkatli olmalı. Bunun yanında erken menapoz, sigara kullanımı ve özellikle gençlerde anorexia nervoza hastalığı, Osteoropozu tetikliyor dedi.

Hastalığın tanı yönteminin oldukça kolay olduğunu ve hiçbir şikayeti olmayan kişilerin bile 65 yaş sonrasında yılda bir kez kemik ölçümü yaptırması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kirazlı, Bu hastalıktan korunmak için düzenli beslenmek, bol kalsiyum almak, spor yapmak ve fiziksel aktivitede bulunmak gerek diye konuştu.

Halk arasında kemik erimesi diye bilinen hastalığın genelde 45 yaş üzeri kişilerde görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Kirazlı, Osteoropoz kadınlarda daha sık görülüyor ve daha çok kırıklarla ve kamburlukla ortaya çıkıyor dedi

Romatizma ağrılarına son!

Romatizma ağrılarınızdan artık bıktınız mı? İşte en yeni tedavi yöntemleri…


Kocaeli Romatem Fizik ve Rehabilitasyon Hastanesi Başhekimi Dr. Ertunga Öney, teknolojinin hızla ilerlemesinin tıp açısından oldukça verimli kullanılmasının sevindirici olduğunu vurguladı.

Kendilerinin de dünyadaki bu gelişmeleri yakından takip ettiklerini ifade eden Öney, gelişmiş ülkelerdeki insanların faydalandığı olanaklardan Türkiyedeki hastalarında yararlanmasını istediklerini, bu amaçla çalışmalarını sürdürdüklerini vurguladı.

Hastaların hızlı ve kolay bir tedavi sürecinden geçmesini istediklerini ifade eden Öney, Türkiyede birçok insanın romatizmal ağrılara bağlı olarak kireçlenme, boyun ve bel ağrıları ile kas romatizmalarından şikayet ettiğini anlattı.

Söz konusu hastalıklarda klasik yöntemlerle mücadele etmenin maddi ve manevi kayba neden olduğunu dile getiren Öney, bu nedenle romatizmal ağrılara çözüm olarak geliştirilen Hilterapia adlı sistemin Elsa Ortopedi tarafından İtalyadan getirdiğini söyledi.“Hilterapia özellikle kas iskelet sistemine ait, kireçlenme, eklem zorlanmaları ve travmalarına bağlı ağrıların ve semptomların tedavisinde çok etkili bir lazer sistemi olduğuna değinen Dr. Lucio Lagetto, Diğer klasik lazerlerden farkı, daha derin dokulara inebilmesi ve daha derin alanda güvenli ve hastaya zarar vermeden başta ağrı olmak üzere, şişlik, hareket zorluğu gibi semptomları çabuk bir şekilde ortadan kaldırabilmesidir şeklinde konuştu.

Hilterapiaın romatizma ağrılarının tedavisinde tek başına yeterli olabileceğini kaydeden Dr. Ertunga Öney ise Diğer bütün fizik tedavi araçlarının yaptığı tüm olumlu etkileri tek başına yapabilen, 20-30 dakikalık seanslarla 8-12 seansta 12 ay sürecek bir iyileştirme sağlıyor. Özellikle bizim açımızdan kas iskele sistemi hastalıkları kronik hastalıklardır. Tedaviye uzun süre cevap vermezler. Hastalar uzun süre ağrı çekerler. Bu sistem bu süreci kısaltıyor. Hasta, Hilterapia ile yaklaşık 2 hafta süren tedavinin ardından ağrılarından 1 yıl boyunca kurtarabiliyor. İlk seanstan itibaren hastaların semtoplarında azalma meydana geliyor. Bizim 12 seans yapmamızın nedeni etkinin uzun sürebilmesi.

Sistemin hiçbir yan etkisinin bulunmadığını da belirten Öney, uygulanan tedavi sonucunda ilk seanstan itibaren hastanın kendisini çok iyi hissetmeye başladığını kaydetti.

Söz konusu cihazın Türkiyede 5 hastanede bulunduğunu belirten Öney,  Samsun Romatem Fizik ve Rehabilitasyon Hastanesine bu cihaz 2 ay önce alındı.  Hastalardan muhteşem tepkiler aldık. Gelen her hasta istinasız memnun ayrılıyor. Ve özellikle referansla gelen hastalar bu sistemle tedavi olmak için büyük bir çaba harcıyor diye konuştu.

Kocaeli Romatem Fizik ve Rehabilitasyon Hastanesi Fizyoterapisti Didem Uğur, romatizma hastalarının tedavisinde bunun bir devrim olduğunu ifade etti.

Cihazın lokalize olmuş ağrı noktalarında çok daha etkili olduğunu anlatan Uğur, Daha önce romatizma ağrılarının tedavisinde yoğunluk olarak bu cihazın yüzlerce kat düşüğü olan bir cihaz kullanılıyordu. Bu cihaz birkaç hastanede bulunuyor. Daha şimdiden hastalardan yoğun talep almaya başladık diye konuştu

Kenelerin bulunabileceği alanlara dikkat!

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yol açan kenelere karşı çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulması gerektiğini söyledi.


 Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Vuslat Boşnak, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yol açan kenelere karşı çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulması gerektiğini söyledi.

Boşnak yaptığı açıklamada, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalanmamak için mümkün olduğunca kenelerin bulunabileceği yerlerden uzak durulması gerektiğini vurguladı.

 İnsanların kenelerin yaşayabileceği su kenarları, otlaklar ve hayvan barınaklarında zaman geçirdiklerinde kendilerini belirli sürelerle kontrol etmesi, hastalığın belirtileri açısından uyanık olması gerektiğini ifade eden Boşnak, şöyle konuştu:

 KKKAya karşı çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı. Zorunlu hallerde bu gibi yerlere çıplak ayakla ya da kısa giysilerle girilmemelidir. Özellikle kırsal alanlarda dolaşılırken açık renkli, vücudu örten elbise ve çizme giyilmeli veya ayakkabı giyilecekse pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır. Hayvan barınakları, kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilmeli. Hayvanların sağım ve kesim zamanına dikkat ederek gerekli önlemleri alınmalı. Hayvanlar, kene ve diğer dış parazitlere karşı yılda iki kez ilaçlanmalı. Gerek insanları, gerekse hayvanları kenelerden korumak için haşere kovucu ilaçlar olarak bilinen ilaçlar dikkatli kullanılmalı.

Yrd. Doç. Dr. Boşnak, vücut üzerinde kene gezdiğinin fark edilmesi durumunda kenelerin dikkatlice toplanıp öldürülmesi gerektiğini ifade etti. Yapışan kenelerin kesinlikle ezilmeden, kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pense ile doğrudan alınması gerektiğini dile getiren Boşnak, şu bilgileri verdi:

Isırılan yer, bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra, iyotlu antiseptik sürülmelidir. Keneyi çıkaramayacaklarını düşünen vatandaşlar en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı. Sağlık kuruluşuna gitmekten çekinmemeli. KKKA insanlarda ateş, üşüme, titreme, yaygın kas ağrıları, bulantı, kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösteriyor. Gövde, kol ve bacaklarda cilt içi kanama görülebilir. Burun kanaması ve değişik alanlarda kanama bulguları bulunabilir. Virüs vücuda girdikten sonra tipik olarak bölgesel lenf bezlerinde ve yerel dokularda çoğalıyor. Virüs, lenf ve monositler yoluyla başta dalak, karaciğer, lenf bezleri ve akciğer gibi alanlara yayılıyor.

Vuslat Boşnak, özellikle yaz döneminde insanların sıkça yeşil alanlarda zaman geçirdiğini ve bu nedenle kene ısırmalarında artış yaşandığını belirterek, vatandaşları KKKA hastalığı belirtileri konusunda duyarlı olmaya çağırdı.