Boğulma korkunuz mu var?

BRSHH Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. K. Fatih Yavuz, boğulma korkusunun basit bir fobi olduğunu belirterek, endişelenmeye gerek olmadığını söyledi.


Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi (BRSHH) Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. K. Fatih Yavuz, suda boğulma korkusunda en etkili tedavinin psikoterapi ile sağlandığını açıkladı. Etkili olan tek psikoterapi yönteminin ise bilişsel-davranışçı terapi olduğunu belirten Dr. Yavuz, “Bilişsel-davranışçı terapiyle yaklaşık 1 ila 7 seans arasında kişi tedavi edilebilir. Bu süreçte psikoterapist danışanla beraber korkusunun nedenleri üzerinde çalışır ve hedefe ulaşmakla ilgili ortak bir yol haritası planlayarak uygulamaya geçerler” dedi.

Suda boğulma korkusunun temelinde kişinin bu konudaki bazı inançlarının yer aldığını ve bu inançları iki kısım altında topladıklarını hatırlatan Yavuz, şöyle devam etti: “ Birincisi, bu bireyler suda boğulma ihtimalini olduğundan daha fazla, olası boğulma sonrası hayatta kalma ihtimalini de olduğundan daha az görmektedirler. Yani onlara göre suda boğulma çok kolay ve sık olarak meydana gelmekte ve kurtulma ihtimali de çok az olmaktadır. İkinci kısımda ise bu bireylerin herhangi bir boğulma tehlikesi geçirmeleri halinde bu tehlikeyle baş edemeyeceklerine dair olan inançlar bulunur. Bu iki inanç paketi gerçek hayatla uyumlu olmadığından kişiler suya girmekten çekinirler ve bu da toplum tarafından ‘suda boğulma korkusu olarak adlandırılır.”

Suda boğulma korkusuyla ilgili dünyada ve ülkemizde çok net araştırma sonuçları olmadığını aktaran Yavuz, “Ancak bütün özgül fobilerin toplam görülme sıklığının yüzde 9 civarında olduğu düşünüldüğünde suda boğulma korkusunun yüzde 1 veya daha düşük oranda olduğunu söyleyebiliriz. Tabii ki tedavi olma amacıyla uzmana başvurma oranları her rahatsızlıkta olduğu gibi çok daha düşük olmaktadır” diye konuştu.

Dr. Yavuz, suda boğulma korkusunun bir kişide ortaya çıkması için kişinin boğulma tehlikesi atlatmasının gerekli olmadığını da vurguladı.

Çocuklarda daha sık görülüyor

Denizden korkmanın psikolojik bir rahatsızlık olduğunu hatırlatan Yavuz, şunları kaydetti: “Bu rahatsızlık çocuklarda da oldukça sık görülmektedir. Bununla birlikte zamanla kendiliğinden geçebileceği gibi tedavi de gerektirebilir. Anne babaların yapması gereken öncelikle çocuklarını denize girme konusunda zorlamamaları, eğer süreklilik arz etmeye başlamışsa bir psikiyatri uzmanından yardım almalarıdır.”    

Depremde psikolojik destek de alınmalı!

17 Ağustos Depreminin üzerinden 12 yıl geçti. Tam depremle nasıl yaşarız kaygısından kurtulmaya başlamışken 23 Ekim Van Depremi, depremin varlığını ve ona karşı verilmesi gereken mücadeleyi bir kez daha hatırlattı.


Hem de çok acı bir şekilde… 500e yakın ölü ve 1400e yakın yaralı…

Depremi yaşayan insanlarımızı çok ciddi bir psikolojik süreç bekliyor. Bu süreçte yaşadıkları travmaları ve toplum olarak bize düşen görevleri Hisar Intercontinental Hospital Psikoloğu Dr. Gülşah Yahşi ile konuştuk.

Fiziksel desteğin yanı sıra psikolojik destek de alınmalı!

Deprem gibi önemli bir travmadan sonra kişilerin çok ciddi bedensel ve duygusal tepkiler verebileceğini algılarında ve davranışlarında değişiklikler görülebileceğini belirten Yahşi ‘Tepkiler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Burada en önemli olan konu, depremden sonra yaşananların ne kadarının normal ne kadarının anormal olduğunun kişi ve ailesi tarafından anlaşılacak şekilde net olarak belirlenmesidir. Bu ayrımı ancak bir uzman yapabilir. Deprem gibi bir afet karşısında herkes yardımcı olmak ister. Ancak psikolojik destek konusunda doğru tercih yapılmazsa kişi yaşadıklarını anormal bir durum gibi görebilir, kendisini güçsüz, korunmasız hissedebilir. Bu yüzden bu tür doğal afetlerde fiziksel desteğin yanı sıra psikolojik destek de alınması çok önemlidir. açıklamasında bulundu.

Depremin oluşturabileceği/tetikleyebileceği psikolojik rahatsızlıklar ve belirtileri

Depremin oluşturabileceği/tetikleyebileceği psikolojik rahatsızlıkların kişiden kişiye değişiklik gösterebileceğine dikkat çeken Yahşi ‘Yalnız kalma korkusu, en ufak şeylerden çabuk ürkme, bazı şeyleri sürekli kontrol etme takıntısı (obsesif kompülsif), kalabalığa çıkamama korkusu oluşabilir. Travmanın belirtileri kadar ortaya çıkış süreleri de kişiden kişiye farklılık gösterir. Kimisinde travma anında kimisinde travmanın hemen sonrasında kimisinde ise haftalar ya da aylar sonra belirtilerini gösterebilir. Bilinç altına yerleşen travma daha sonra da belirtilerini farklı bir durum veya ortamda ortaya çıkarabiliyor. Göçük altından sağlıklı olarak çıkarılan bir kişide görünürde herhangi bir bozukluk olmayabilir. Ama biz biliyoruz ki bu durum bir süre sonra ortaya çıkacak, ciddi problemler yaşatacak. Çünkü yaşanan şey asla vücutta kalmıyor. Bir tepkiyle bedensel ya da zihinsel olarak mutlaka açığa çıkıyor. diye konuştu.

Depremden saatler sonra göçük altından kurtarılan kişilerde görülebilecek tepki ve bozukluklar şunlar

Görülebilecek Fizyolojik – Bedensel Stres Tepkileri

• Hızlı ve düzensiz kalp atışları ve çarpıntı• Nefes darlığı, terleme• Titreme, baş dönmesi, ürperme, acelecilik• Kas gerginliği• Baş ağrısı• Mide bulantısı, ishal• Sık idrara çıkma• Verimsiz uyku• Adet dönemlerde düzensizlik• Cinsel işlevde bozulma• İştah kaybı• Yorgunluk• Diş gıcırdatma

Duygusal

• Endişeli ve gergin hissetme,• Korku duyma ve tehlike hissetme,• Aciz ve suçlu hissetme,• İnancını yitirme, sorgulama, reddetme,• Agresif olma, öfkeli sinirli hissetme,• Duygu değişimleri ve depresyon,• Donuk duygusal tepkiler verme,• Diğer insanlardan kendini farklı hissetme ve bazı duygularda küntleşmek (örneğin sevgi ya da kibarlık göstermek),• Umutsuzluk ve güvensizlik hissetme.

Algısal-Zihinsel 

• Dikkatte azalma, unutma ve sersemlik,• Çevrenin farkına varabilmede azalma,• Gerçekdışı algılama,• Travmaya bağlı olarak göz önüne gelen görüntüler, illüzyonlar, kabuslar gibi o ana ait görüntüler,• Travmaya ait bilgileri hatırlayamama,• Karar vermede zorluk ya da problem çözmede zorluk,• Hareketlerin veya seslerin çabuk ürkütmesi,• Geleceğe ait planının veya hayallerinin olmaması. Davranışsal

• Yalnız kalmaya çalışma,• Travmayı hatırlatacak olan yer, kişi ve olaylardan uzak durma,• İnsanları çok fazla etrafında istememe,• Aktivitelere katılım ya da ilgide eksiklik,• Diğer insanları suçlama, kuşkuda artış,• Sigara ya da alkol kullanımında artma.

Depremzedelerin özellikle çocukların psikolojik destek almaları şart!

Göçük altından çıkarılan depremzedelerin mutlaka psikolojik destek almaları gerektiğinin altını çizen Gülşah Yahşi, ‘Ölümle burun buruna, hareket edemeden, saatlerce acaba kurtulabilecek miyim korkusuyla yaşamaya çalışmak çok ciddi bir olay. Böyle bir travma mutlaka etkilerini ortaya çıkaracaktır. Ancak kişi kendisindeki değişiklikleri fark etmeyebilir. Burada depremzedenin yakınlarına çok ciddi bir rol düşüyor. Kendisi fark edemese bile ailesinin onu gözlemlemesinde fayda var. Travma yaşayan çocukların durumu daha özel. Hem travma sonrası stres bozukluğuyla ilgilenen hem de çocuklar alanındaki uzman bir çocuk ergen psikiyatristinin çocuklarla özel olarak ilgilenmesi gerekiyor. açıklamasında bulundu.  

Alışveriş hastalığınız mı var?

Bayram geleneği olarak mı alışveriş ediyorsunuz yoksa alışveriş hastalığınız mı var?

Alışveriş hastalığınız mı var?


Her bayram olduğu gibi bu bayramda da büyük küçük herkes bayramlıklarını almak için alışverişlere gidiyor. Hemen hemen hepimiz bayramda ne giyeceğimizi ya da hangi mağazadan ne alacağımızı belirlemeye başladı bile. Ancak bu noktada atlanmaması gereken önemli bir konu bu alışverişleri gerçekten bayram geleneği olarak mı yoksa alışveriş hastalığımız olduğu için mi yaptığımız…

Özellikle bayramlarda ve özel günlerde nükseden alışveriş hastalığını Hisar Intercontinental Hospital Psikoloğu Gülşah YAHŞİyle konuştuk.

Kurban bayramında diğer bayram ve özel günlerde olduğu gibi bayram öncesi alışveriş yapmanın kültürümüzün, geleneklerimizin bir parçası olduğunun altını çizen Yahşi, ‘Burada amaç, bayram gibi içinde sıcaklık ve coşku barındıran bir günde o günün kutsallığına ve bu duyguyu paylaştığımız insanlara duyulan saygı ve sevgiyi göstererek manevi duyguları okşamaktır. Aksi halde amaçtan sapmış oluruz. Bayram öncesi yapılan alışverişin dozunu iyi tutturmalıyız, ihtiyaç dışı birçok şeye sahip olma arzumuz kurban bayramıyla örtüşen bir yapıda değildir.

Kurban bayramı öncesi ihtiyaçlar iyi belirlenmeli, eksiklikler tamamlanmaya çalışılmalıdır. Ancak tüm bunları yaparken, bunun bayram gününe özgü bir saygı ve sevgiden kaynaklanan ‘temiz, düzenli görünme amacı taşıması gerektiğini unutmamak gerekir. Bayram geleneğinin dışında davranışlar gösterdiğinizi hissediyorsanız, örneğin ihtiyacınız olmadığı halde birçok şeyi satın almak istiyorsanız, indirimlere kanıp kredi kartlarına borçlanıyorsanız ve bu davranış karşısında kontrolünüzü yitirdiğinizi hissediyorsanız alışveriş hastalığınız (kompülsif satın alma) olabilir.

Bu noktada bir uzmandan yardım istemekten çekinmeyin. açıklamasında bulundu.   

Alışveriş Hastalığı (Kompulsif Satın Alma) Nedir?

Alışveriş hastalığı olan kişi, alışveriş öncesinde inanılmaz bir istek ve mutluluk yaşarken alışverişin ardından suçluluk ve üzüntüye bürünür. Sonra, yaşadığı bu gerilimi azaltmak için yine çözümü alışverişte bulur. Bu döngü normalden sapmış bir şekilde devam eder. Burada kontrol edilemez bir ihtiyaç dışı satın alma söz konusudur. 

Bu hastalık daha çok kimlerde görülür?

Daha çok yüksek sosyoekonomik düzeydeki ailelerde yani çocuklarının isteklerini, tüm ihtiyaçlarını maddiyatla karşılayabileceğine inanan ailelerin çocuklarında bu hastalık daha fazla görülür. Anne babalar çocuklarına doyurucu bir iletişim sağlayamadıklarından aradaki bu boşluğu parayla satın aldıkları şeylerle doldurmaya çalışırlar. Hastalığın ortalama başlangıcı 17-30 yaş arasındadır ve kadınlarda daha sık görülür