Tatil sendromuna dikkat!

Tatil Sendromu İşyerinde Karşınıza Çıkan Aksaklıkların Gizli Sebeplerinden Olabilir!


Kurban Bayramının yaklaşmasıyla tatil öncesi son hazırlıkları yapmaya başlarken uzun bir tatilin ardından nasıl işe adapte olunacağı endişesi de akıllarda yer etmeye başladı bile.

Zihnimizi boşaltmak bedenimizi rahatlatmak için keyif alarak geçireceğimiz bir zaman dilimi olması gereken tatil, işe nasıl döneceğim, nasıl adapte olacağım, düşünceleriyle sıkıntılı da geçebiliyor. Bunu engellemek için hoş vakit geçirilebilecek programları sadece tatil vaktiyle sınırlandırmamak çok önemli. Hayatınıza kattığınız küçük renkler, iş hayatınızdaki başarınızı da olumlu yönde etkileyecektir. Bu süreçte tatil öncesi ve sonrasında oluşan kişinin günlük hayatına adapte olmasını zorlaştıran tatil sendromunu, bu sendromu yaşamamak için yapılması gerekenleri Hisar Intercontinental Hospital Psikoloğu Gülşah YAHŞİden öğrendik.

Tatil sendromunu oluşturan en önemli şeyin tatil ruhuna kendini kaptırmak ve iş hayatına geri dönmeyecekmiş gibi yaşamak olduğunu dile getiren Yahşi, ‘Tatil öncesinde bu duyguları yaşamak, işlerimizde karşımıza çıkan aksaklıkların gizli sebeplerinden olabilir. Bu noktada önemli olan soru ‘Tatilin benim için anlamı nedir? olmalı.

Okumaya devam et “Tatil sendromuna dikkat!”

Bebeğinizin sağlığı sizin ve çocuğunuzun elinde

Hava değişimiyle birlikte hastalık yapan virüslerin çoğaldığı, bu virüslerin en çok bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş çocukları ve bebekleri etkilediği belirtildi.


Selçuk Üniversitesi (SÜ) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rahmi Örs, küçük çaplı enfeksiyonlardan bile hemen hasta olan bebeklerin büyük bölümünün ailenin ellerini yıkama konusunda yeterince dikkat göstermemesi nedeniyle kaynaklandığını bildirdi.

Prof. Dr. Rahmi Örs,  hava değişimiyle birlikte hastalık yapan virüslerin çoğaldığını, bu virüslerin en çok bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş çocukları ve bebekleri etkilediğini söyledi.

Kışın solunum yolları ve gribal enfeksiyonlar başta olmak üzere çeşitli hastalıkların görülme sıklığının arttığını vurgulayan Örs, çocukların en çok okul, kreş gibi kalabalık ortamlarda enfeksiyona yakalandığını dile getirdi.

Bebeklerin daha hassas vücut yapısına sahip olduğunu ifade eden Örs, pek çok ailenin bebeklerinin özellikle kışın çok sık hasta olmasından şikayet ettiğini hatırlattı.

-Hijyen için el temizliğine dikkat-Bebeklerde hastalıkların önlenmesi veya en aza indirilmesi için dikkat edilmesi gereken en önemli şeyin hijyen olduğuna dikkati çeken Örs, bebeklerin küçük çaplı enfeksiyonlardan bile hemen hasta olabileceğini, enfeksiyonların büyük bölümünün elle temasla bulaştığı için bebeklerin bakımıyla ilgilenen kişilerin ellerini sıkça yıkaması gerektiğini söyledi.

Kendilerine gelen bebek hastalardan büyük bölümünün ailelerin ellerini yıkama konusunda yeterince dikkat göstermemesi nedeniyle kaynaklandığının tespit edildiğini anlatan Örs, şunları kaydetti:Bu nedenle bebeğin bakımını yapan kişilerin bebekle temastan önce, bebeğin altını değiştirirken veya karnını doyururken mutlaka ellerini yıkaması gerekir. Hijyen için sadece ona bakan kişinin ellerini yıkaması yetmez. Bebeğin veya çocuğun elleri de sıkça yıkanmalı veya eller kolonyalı mendille temizlenmelidir. Ayrıca hasta eden virüslerin arttığı kış aylarında bebeğin soğuktan korunmasının da vücut direncinin düşmesini, hasta olmasını önleyebilir. Özellikle bebeklere başlarının üşümemesi için şapka giydirilmelidir. Bebeğin terleyip üşümesini önlemek için aşırı elbise giydirilmesinden kaçınılmalıdır.

-Hastalıkların önlenmesinde en etkili yöntem anne sütü-Yetersiz beslenmenin de bebeklerin hasta olmasındaki başlıca etkenlerden olduğunu, yetersiz beslenen bebeğin, sağlıklı beslenen bebeğe göre daha çok hasta olacağının altını çizen Örs, bebeklerin ve çocukların bütün gıdaları yeteri kadar alarak dengeli beslenmesine önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Örs, bu noktada anne sütünün hastalıkların önlenmesinde ciddi rol oynadığını, iki yaşına kadar emzirilen bebeklerin, sütle birlikte annelerinden enfeksiyonlara bağışıklık kazandıracak maddeleri yeteri kadar aldıkları için daha az hastalanacağını sözlerine ekledi.

Mısır gevrekleri kilo mu aldırıyor?

İtalyan diyetisyenler mısır gevreklerinin düşük kalorili olduğu hipotezini çürüttüler. Hatta düzenli olarak tüketilen mısır gevreklerinin kilo aldırdığını buldular.

Mısır gevrekleri kilo mu aldırıyor?

Floransa Üniversitesinden bir araştırma ekibi, yaşları 5-10 arasında değişen ve obezite başlangıcı teşhisi konulan çocukları inceledi.

Sabahları kahvaltıda bir yıldan uzun bir süredir düzenli olarak mısır gevreği yiyen çocuklarda aşırı kilo gözlemlendi.

Araştırmanın başındaki isim olan Luigi Barbaliani, yüksek kalitedeki mısır gevrekleri ve türevlerinin sağlıklı olduğunu ve kilo vermeyi desteklediğini belirtti. Ancak kilosuna dikkat eden kişilerin mısır gevreği alırken dikkatli olması gerekiyor. Çünkü bitkisel yağda kızartılan ve şeker şurubu eklenen bu gevrekler bazı katkı maddeleri de içeriyor.

Midenin çalışması ve sağlığı için zararlı olan bu maddeleri içeren mısır gevrekleri zayıflatmanın aksine kilo aldırıyor.

Markete gittiğinizde satın alacağınız mısır gevreğinin içeriğine dikkat etmeniz öneriliyor